Kainatın Ulu İmparatoru

Kainatın Ulu İmparatoru

Cemâline sığındım haşmet i celâlinden
Sana meftun gönlümü fani sevdadan koru
Nar ı hicranla yandım memnu aşk melâlinden
Son olsun kainatın ulu imparatoru

Şahadet ederim ki tek ALLAH sın ilâh yok
Son resulün Muhammed, cevaplandı ilk soru
Kabir azabı verme, sevap cüz i, günah çok
Gaffarsın kainatın ulu imparatoru

Sana ait evrenin bu muhteşem imarı
Sema eder yıldızlar senin emrine doğru
Sen sonsuz semavatın sırlarının mimarı
Ahatsın kainatın ulu imparatoru

Günde bilmem kaç bin kez tıklattırıp durursun
Sol göğsüme koyduğun yürek denen motoru
Ezel sen çalıştırdın ebed sen durdurursun
Amenna kainatın ulu imparatoru

Ayın, yıldızın şavkı güneşin aks imidir?
O senin ol dediğin vaktin ilahi nuru
Bu benin inanışım, yanlış mı? aksi midir?
Ne dersin! Kainatın ulu imparatoru

Kıyamete yaklaştık güya ayı keşfettik
Tam kırk milyon metreymiş ölçmüşler ekvatoru
Özenip bezediğin bir cihanı mahvettik!
Sabrettin kainatın ulu imparatoru

Varlığını tartıştı; Firavun, Mûsa ile
Rüsva ettin elçine diklenen diktatörü
Koca deniz ikiye bölündü asa ile
Hükmettin kainatın ulu imparatoru

Nemrut ki ateşlere atmıştı İbrahim i
Gülizara döndürdün yanardağ gibi koru
Habibinden öğrendik biz RAHMANI RAHİMİ
O sensin kainatın ulu imparatoru

Kim hamile bıraktı Meryem adlı nisayı!
Âmâya göz, ölüye can bahşeden doktoru!
Kim vahdetti Ahmet i müjdeleyen İsa yı!
Sensin sen kainatın ulu imparatoru

Bir ömür eziyetten işkenceden yorucu
Huzur u mahşerinde ifadenin en zoru
Cümle vebalimizden ibra için orucu
Lütfettin kainatın ulu imparatoru

Sedası son verecek kulakların pasına
İsrafil in üfleyip çaldığı anda sur u
Günahımızı sildir Firdevs in paspasına
Medet ya kainatın ulu imparatoru
!

CEMAL SAFİ

8/11/2008 | Kategori: -Seçki şiir listem- | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

BAŞEDEMEZSİN


 

İş işten Geçmeden Gel de Söz Dinle,
Sen benim Aşkımla
Başedemezsin
Ben Sarhoş Gezerken Senin Derdinle,
Sen Kendi Gönlünü Hoş Edemezsin

Gül Sefa Sürse de Bülbül Çilerken,
Bin Pişman Olmaz mı
Rengi Solarken,
Ben Sana Dört Mevsim Bahar Dilerken,
Sen Benim Yazımı Kış Edemezsin

Fırtına Biçersin Ey Rüzgar Eken,
Borcunu Faizle Öder Geciken,
Sen Benim Gezdiğim Yolları Diken,
Yattığım Yatağı Taş Edemezsin

Gülersin Aşığı Yedekte Sayıp,
Yetmez mi Arından Verdiğin Kayıp,
Kınalı Kekliğim Elde Var Deyip,
Sen Beni Kafeste
Kuş Edemezsin

Kapılma Hayalin Renk Akışına,
Ağlarsın Gerçeğin Can Yakışına,
Ben Kurban Olurken Bir Bakışına,
O Canım Gözleri
Yaş Edemezsin

Aklını Başına Topla da Vazgeç,
Gel Beni Dinle de Vuslata Gün Seç,
Sen Benim Elime Mecbursun
Er Geç,
Bahtımı Mecnuna Eş Edemezsin...

Cemal Safi


26/10/2008 | Kategori: -Seçki şiir listem- | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

----EN FAZLA İÇİMDE ÖLÜRSÜN...

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Kızıl sonbaharım
Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
Adının arkasına basmadan yürüdüm
Alnımda birikti çizikler
Adımdan çıkardım aklımı
Aklımsız kaldım
Neylersin
İnsanız
Ne yapsak eksiğiz işte
Ölüme ayarlı saatiz


En fazla içimde ölürsün
Sorarım
Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını
Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım


En fazla içimde ölürsün
Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
Ve susmak inceltiyor her yarayı
Ve susmak bakmak oluyor
Gitmediğin her yere

Kim tutuklanmış yalnızlıktan
Gizin içine gizlenen kim
Söyle beni nerene sakladın
Ki şimdi bu kadar sokaktayım

En fazla içimde ölürsün
Karla karışık yağarsın yara Bereme
Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
Sana borcum olsun
Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde





En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri yok. Eksiği fazla.

Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni bitirmedim

Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna tutunamadın

Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?


En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
Beni ikiye böldün
Hadi içimi kendine aldın da
Beni nerde bıraktın
Hangisini seçerdin benim için
Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

Ben yarama çoktan sen bastım
Yaşım kadar gencim
Adın çabuk diye geçti
Ardında aç köpekleri bırakarak
Ezberimden geçtim.
Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
Bildim


Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
Onurlu bir karanlığı seçtik
Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
Cesurduk çünkü
Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
Gerisi hiçlik
Gerisi yokluk

Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka
Bir hayatın tüm yanılgılarını
Saçlarında çözdüm
Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın
Sessizlikte bir dildir
Çoğul susulur
Pusulur
Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın

Yıkık şehrimin izbesi
En fazla içimde ölürsün
En çok
Gözlerime gömülürsün.
Gözlerimi kaparım
Vasiyetimi yazarım

                                                            Kahraman Tazeoğlu

ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız hep kendinemi saklarsın çocukluğunu...

11/10/2008 | Kategori: -Seçki şiir listem- | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

KIRLANGIÇ UYKUSU





KIRLANGIÇ UYKUSU

Burada,
Zamandan kâr,
Ölümden pay kapmaya çalışan bütün acıların
İnsanın ciğerine öfke biriktirdiği yerde,
nörolojik bir vakadır baş ağrıları..
İntiharlar – yaşamdan çalan ölüm hırsızları-
nevrotik birer sendrom
Ve çokbilmişliğin az yaşamışlıkları,
kaleme değen ne varsa..

Burada,
İnsanın aklına kara
Hücrelerine ölüm şırıngalayan
Bu karanlık vardiyasında
Ne vakit gözlerini dualarına
Dualarını bir kırlangıç kanadına kuşanıp
Gardını düşürsen
Senin O olduğunu anlarlar..

Ömrünün ortasında kelepçelenir
Alnının ortasından tutuklanırsın…
Anlarsın,
Yokluğuna ortak olamayacak “başkaları”nın
Görüş menzilinde yaşamaya mahkûm edildiğini
tüm yalnızlıklarını..
-İçine gece kaçanın gündüzü olmayacağını-
Bile bile, uyku dilenir
Gözlerini kapatırsın
- gözbebeklerine hapsolsun diye
bütün korkular-

Burada,
Hayal kurmanın,
Aşık olmanın
Ve ilticanın
Yeni ergen krizlerinin baş göstergesi sayıldığı yerde yani,
Senin gözlerini kapatman ancak
Bir fotoğrafçının
"yorgunluk" konulu sergisinde
Yer alacak kadardır, kamuoyunca..
Oysa ben gözleri nasıl yaşarttığını bilirim
Üst üste ciğere hücum ettirilen nikotinin.
Vakti tarife bir “ahh” yettiğinde
Sürekli konuşmak gerektiğini
-Bir gecenin onikisinde,
Tam onikiden vurulmasın diye
Geri sayımların.. –
Ve bilirim,
Tüm bildiklerimin hayattaki ağırlığı
Bir gösteri ipinin
Cambazını umursadığı kadar...


Şimdi aç gözlerini..
Kirpiklerinin tahayyülümü deldiği yerden,
en masum hayalinde içime kaç..
ben söylemeden de çıkma karanlığımdan..
Bilmez misin tutukluyum
Bilmez misin
Yaşamı alkış
Ölümü haber değeri taşımayan
İp cambazı bir adam
Ne zaman tutuklansa
O an infaz edilir bütün kırlangıçlar....

AYŞEGÜL MOR..


5/10/2008 | Kategori: -Seçki şiir listem- | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

Kefenimdeki Yamaya


      Kefenimdeki Yamaya...

İncindiğim yerlerden acı bir gerçeklikle sarmalıyor düşkünlüğümü can yangınları. Bir gece daha karanlığa dönüyor isyankar yüzsüzlüğünü. Bir kalem daha tükeniyor ırmak kızıllığından kayıp. Cesetlerini yaralarına basıyor bir er meydanı..
Kayıt/sızı oynuyor bütün gölgeler..


Bir yürek mezata çıkarıyor en günahkar sızılarını. Bedellerinin ödenmişlerini beş para etmez bir alfabeye takas ediyor. Üç harfte susmayı öğreniyor kelâm. Ve sen bir sessizliğe “YAR” oluyorsun…

Yar! Bırakma bu nefesi kan kokan suskunluğu bana. Bir yokuşluk mecali kaldı ümitlerimin. Bölündükçe fazlalaşıyor sana adanmış asal sevdamın kahırları. Her virgülde parçalanıyorum.. Ben parçalandıkça gri bir gürültü akıyor şakaklarımdan.

Ölüm kusan gazab vadilerinden geçiyorum. Son bir umutla, belki açarsın diye, cansız düşüyorum canına.. Sığınmak istediğim tek yer zamandan ve mekandan münezzeh gözlerinken, önüne düşmüş gözbebeklerin kefenini dikiyor satırları senli dualarımın.. Halbuki ne çok istemiştim kaldırabilmeyi, aramızdaki o şarap kızılı karası perdeyi..

Kaç kimsesizlik tükendi bu katli vacip firarsızlığın kararsızlığında? Her yalpalayışta yine sana değil miydi diz çökmelerim? Beni her uğurlamanda kanıma hoş geldin diyen giyotin dişleri değil miydi gecenin? Ne kadar daha uzak tutacaksın ellerine yapışmış balçık sıvalı serüvenini kalbimin? Avuçlarından kaymalarımın cürmünü daha ne kadar taşıyacaksın boynunda? Sana aralanan kapılarımdan is doluyor sana meftun çehresizliğime, görmüyor musun?

Yar! yansın gece!.. Sana kavuşmayan yollar turab olsun!. Madem yoksun, bütün katliamlar suçtur parmak izime.

Yar! Bu sevdayı kan bozardı ancak, şimdi gözbebeklerime kadar kandayım. bir Tahir yetecek gök/yüzünden düşmeye. Bütün şehir helak olacak. Sen ki yoksun, bu laneti mahşerin atlıları paklar ancak. kirpiklerim ki senin küllerinle kapanacak, söktüm bil gözkapaklarımı bu şehrin sokaklarından. Sana değen kızıl benim kanımsa, damarlarını sökerim altından pınarlar akan tûba dallarının. Gök gürlemiş, yer çatlamış ne yazar..

Yar! He de kıyametini fitilleyeyim gecenin. Varım de yok olsun senden gayrı ne varsa.. Ama eğer yoksan. Vakit terk-i diyar. Fikr-i firar..

AYŞEGÜL MOR


5/10/2008 | Kategori: -Seçki şiir listem- | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/80|Sonraki Sayfa>>

Bağlantılar

<