
b
Web Stats
BARIŞA DAVET
Yurtta sulh,cihanda sulh`demedimi Atamız
Her damarda kırmızı akmıyormu kanımız
Ha Fatma,ha Meryem olmuş anamız
Farketmez insan ol, gel demiş mevlanamız
Ne farkeder dili,ha yes demiş ha evet
Her söz güzeldir, barışa ediyorsa davet
Ne farkeder dini,ve yaptığı ibadet
Her din güzeldir barışaysa işaret
Her insanı bir yaratan var etmedimi?
Kılavuz peygamberler göndermedimi?
İnsanlara dört kitap indirmedimi?
Her kitap güzeldir barış yazıyorsa ayet
Ne farkeder teni,beyaz siyah veya sarı
Aynı renk akmıyormu her insanın gözyaşları
Üretmeyin silahları kapatın fabrikaları
Çocuklar öksüz yetim kalıyorsa şayet
Savaşla öldürmekle sorunu çözemezsin
Dedesine kızıpta torunu dövemezsin
Aynaya bakmadan yüzünü göremezsin
Düşünceye saygıdır barışın felsefesi!
TURAN ERGÜN
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
---------------------------------------------
Yazsam Barışın Sessizliğini
Yazsam sayfalarca yazsam hiç durduran olmasa
Şafak vakti gölgeler savaşı hiç kuşanmasa
Gizli hainlikler tek tek atılsa bir kenara
Sevgiyle aşkla doğan insanlar kurşunlanmasa
Ümitler zincirini koparan kiran olmasa...
Korkuyorum neşeli çocuk yine ağlayacak
Korkuyorum hizmete giden asker dönmeyecek
Korkuyorum sayısız canlar ocaklar sönecek
Ve korkuyorum yaralanan, eksilen bedeni
Kimsesizleri kimseler, sevgiler sarmayacak...
Dağlarda ovalarda çöllerde okyanuslarda
Batik ülkelerde açmayan sevgileri yazsam
Anlatsam kardeşliği, yazsam savaşın zehrini
Ve yazsam Müslüman’ı Musevi’yi Ermeni’yi
Arabi Yahudi’ yi...Sarsam dünyaya sevgiyi...
Keşke yazsam sayfalarca kalemim kırılmasa
Korkuyorum özgürlük için korkulan olmasa
Sitelere girip BARISI cetlerle aktarsam
Cesaretim yok sığıştıramam acıyı kanı
Anlatsam bilgi çağını füzeleri sustursam...
Kayıplarla bas edilmez masrafı hesaplasam
Masraflarla ac-karin insanları ağırlasam
Gülüşlerin bedende duygulardan açtırdığı
Savaşsız yaşamın çiçek çiçek taçlandırdığı
Mutluluk bahçelerini size yazsam anlatsam...
Kumsalda çakılla, elmasla oynayan çocuğu
Esmer beyaz irk gözetmeden evliliği yazsam
Duygular harmanındaki Mutluluk Öpücüğü
Savaşsız günler doğsa, size hep sevgi yazsam
Ve sizlere tek BARIŞIN SESSİZLİĞİNİ yazsam...
Gülşen Şenderin
----------------------------------------------------------------
Barış İçin Barış
“çocuğun gördüğü düştür barış
Ananın gördüğü düştür barış”
Yannis RİTSOS
Tarih,takvimlerin uydurması
Zaferse tarihin resmi yanılgısı
Kendini kanlı savaşların
Şanlı zaferlerine adayan köle
Çıkarsak onları senden neyi anlatacaksın
Bir el, durmadan değiştiriyor
Dünya haritasını
Islatıyor sınırlarda kurumuş kanı
Kalemin mürekkebi için
Tazecik suluyor bin yıllık ovaları
Oysa yürekte duyulan bir ezgiydi barış
İncecik yankılanırdı nabzında yaşamın
“Akordeonla çalınmış bir tangoydu o”
İrenenin okuduğu kitaptan aşırılmış
Kargışladığım
O el, savaşın eli
Düşlediğim o barış
Tanrıçasız.
Ey kana susamış Ares!
Ne kadar da çıkar yolun umutsuz
Senden umulan barış
Kan içinde, şuursuz
Topla çocuk, devrilmiş çağların
ütopyalarından ne kaldıysa
Geri getir.
Tut annenin elinden
Düşü gerçeğe çevir:
Barış için barış
Aslıhan Tüylüoğlu
-------------------------------------------
Dünya Barışına Katkı
Neyi paylaşamıyoruz,neyi?
Şu üç günlük kahır dolu dünyada!
Taşı mı,toprağı mı,
Petrol kuyularını mı?
Ayı mı,güneşi mi,ufuklarımı,
Yada;
Yorgun,hantal,köhneleşmiş çağı mı? !
***
Neyi paylaşamıyoruz,neyi?
Ekvator çizgisini mi,
Kutupları mı?
Çağdaşlık,uygarlık lâfta mı yoksa,
Kanunlar,nizamlar rafta mı yoksa!
Bilemiyorum da...
İnsanlığın sonu ne olacaksa? !
***
Oysa paylaşmayı bilenler için;
Ekmek de var,aş da var yeterince.
Nekesliğe ne gerek,
Ne gerek zorbalığa!
Ekmeği muadil bölenler için,
Üretime yönelik,iş de var yeterince!
Hak/hukuk kuralı çiğnenmiyorsa,
Meziyet budur bence.
***
Ölüm kusan silahlarla kan dökmek,
Can almak,can taşıyana reva mı?
Çocuklar öldürülür,
Saf ve masum çocuklar!
Acımasızca tek tek.
Bomba atmak âşiyâna,reva mı?
Bırakında gönlünce yaşasın yavrucuklar...
***
Özgürlük herkesin ortak paydası,
Belli bir zümrenin değildir tekelinde!
Zulmün ve esâretin,
İstilâların;
Kime dokunmuş ki faydası!
Dil,ırk,kültür farkı kimin elinde?
Öyleyse nedir bu öfke,bu şiddet,bu kin?
***
Aramızdan çekilirse baronlar,
Denge bizim olur,güç bizim olur.
Kızıl derilisi de
Ve siyah renklisi de...
Hayatın tadını tuzunu anlar.
Huzur,barış ortamında nitekim;
İnşallah,yeni bir dünya kurulur.
Ahmet Süreyya Durna
Şafak Taarruzu (Şiirler) Not: Bu şiir özel barış ödülüne layık görülmüştür.1989
Ahmet Süreyya Durna
----------------------------------------------------
Güvercinim Uyur mu?
Sömürgen cami güvercinleri sizin olsun
O doyumsuz lapacı güvercinler
Kurşun buğusu güvercinleri severim ben
Kanat uçları çelik yeşili
Kuş dediğin piyerlotisiz yaşamalı
Adaksız avlusuz şadırvansız
Buluttan süzmeli suyunu
Kuşçular çarşısında tüy dökmemeli
Benim güvercinim tunç gagalı
Kimlerin bakışı kardeşçedir
Kimlerin bakışı düşmanca
Kendisi hangi kavganın güvercinidir bilir
Tüneyip acımanın saçaklarına
Miskin sevilerle bitlenmez
Kanadından çok pençesine güvenir
Barış taklaları süzülmeler
Gagalarda zeytin dalı
Perendeler maviliklerde
Tüm gösteriler resimlerde kalmalı
Güvercin dediğin uyanık olmalı
Tüyler duman duman öfkeden
Yanıp tutuyşmalı gözbebekleri
Sevgiden tıpır tıpır bir yürek
Özgürlüğünce dövüşken
Rıfat Ilgaz
---------------------------------------------------
Yeni Efendiler
İşte böyle durdu zaman sarnıçlarda.
İnsan, zorlanmış ıssız
tuzaklarda, kalenin taşı ardında,
kürsü-mürekkebiyle, dolduruldu
ıssız bırakılmış, Amerika'ya özgü kent ağızlarla.
Her şey barış ve uyumken,
hastahane ve krallık sömürgesi iken, Arellano,
Rojes, Tapia, Castillo, Nunez, Perez,
Rosales, Lopez, Yorquera, Bermadez,
Kastilyalı son askerler,
yaşlandı mahkeme-kürsüsü ardında,
varakların altında battı ölüler,
bitleriyle gömülüp gittiler
kralsı hazine-odalarının düşlerinde
gerildikleri yere, tek tehlikeyken
sıçan kana susamış
ülkeler için,
çuvallar ortaya çıktığında Bask'lı,
bağcıklı ayakkaplarıyla Errazuriz,
Fernandez Larrain balmumu ışığını satmak için,
yünlü fanilasıyla Aldunate,
çorap kralı Eyzaguirre.
Bunların hepsi aç insanlar olarak geldi,
kaçak olarak jandarmadan ve hayatın sillesinden.
Ama çok geçmeden, gömlek değiştirircesine
kovaladılar kâşifi
ve attılar temelini
sömürge-ticaretinin zaptedilişinin.
O zamandan beri uğraştılar gururla,
satın aldılardı karaborsada.
Çaldılar kendileri için
mülkleri, kırbaçları, köleleri,
sorulu-yanıtlı din kitaplarını, dış ülke komiserliklerini,
sadaka kutularını, gecekonduları, kerhaneleri,
ve bütün bunlara kutsal dediler
batı kültürü dediler.
Pablo Neruda
------------------------------------------------
Adı kayıp
Deniz yok olursa diyor bir çocuk
Balık kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara
İnsanlar kaybolurken gözaltılarda
Çöllerde boğulan nehirler
Ey çocuk
Nasıl varır okyanuslara
Adı karanfil ki suçu rengidir
Özgürlük dilinde bir imge
Tutsaklık dilinde bir söylencedir
Karanlıkta bir el koparır dalından
Artık ölüme varmış bir işkencedir
Orman yok olursa diyor bir çocuk
Ağaç kaybolursa
Ne derim benden sonraki çocuklara
İnsanlar kaybolurken gözaltılarda
Dalından koparılan tomurcuk
Ey çocuk
Nasıl meyvelenir sana ve diğer çocuklara
Adı narçiçeği ki suçu patlamak
Birdenbire güneşe haykırmak
Ve güneş diliyle kıpkızıl çoğalmak
Karanlıkta bir el koparır dalından
Adı kayıptır artık
Daha meyveye bile durmadan
Aç gözlerini o çığlıklaraı çocuk
Kayıp analarının gözlerine bak
O gözler ki karanfil kıvrımında nar çokluğu
Sevda denizlerinde oğul ve kız yokluğudur
Her biri bir depremdir yüreklerde
Her biri açlık içinde zulüm tokluğudur
Sen ki bir badem dalısın baharda
Yüzünde solgun bir yeşil akşamı
Dalıyor gözlerin bir çağın artıklarına
Kazılardan yeni çıkmış gibisin
Bakışlarında düş fosilleri
Güneşli bir yeşili özler gibisin
İnsanlar kaybedilirken ey çocuk
İnsanlık adına
Nasıl başlar bu yeşil ve mavi yolculuk
Hangi gemi kalkar bu ülke limanlarından
Hangi mavilikler karşılar seni
Kıyılar zincir olmuş bileklerde
Dalgalar yargısız infaz
Al kalemi eline ey çocuk
Yeşilin ve mavinin şiirini yeniden yaz
Adnan Yücel
----------------------------------------------------
BARIŞ
Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.
Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak testi gibi
ter damlalarıyla alnında...
barış budur işte.
Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek, kanlarının,
barış budur işte.
Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencereden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye;
gökyüzünün, renklerinden uzaklaşmış çanlarıyla
bayram günlerini çalan gözlerimizde.
Barış budur işte.
Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun
gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ışık! Işık! - diye fısıldarlarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi;
barış budur işte.
Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardı sıra.
Ve sonunda, hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağında acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.
Barış, ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizlerinde şafağın.
Herkesin kardeşim demesidir birbirine, yarın yeni bir dünya
kuracağız demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.
Ölüm çok az yer tuttuğu için yüreklerde
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın...
barış budur işte.
Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.
Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren, barıştır işte.
Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
tüm evren, taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.
Yannis RITSOS
Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU
18/10/2008 | Kategori:
Baris siirleri
|
Yorum (
yok
)
Yorum yaz!
Baglanti
Savaşlarda ölenlere dikkat çekmek amacıyla İtalya'dan“Barış Gelini” projesi için 8 Mart’ta sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile Milano’dan yola çıkan Sanat dünyasında Pippa Bacca ismiyle tanınan 33 yaşındaki Milanolu sanatçı Giuseppina Pasqualino di Marineo 4 ülke geçtikten sonra ülkemizde tecavüz edilerek öldürülmüştür.
PİPPA’YA
Beyaz elbise
Düğününe gitmek için ölümünle
Ve hepimizinkiyle
Sen beyazlar giymiştin
Ama sanki ruhunu hissediyorum
Demek istiyorsun ki ölümün bile
Yüzü şiddetinki değil
Tıpkı bir annenin iç çekişi gibi
Seni kucağına almaya gelmişcesine
Yumuşacık ellerle...
Sana ne diyeceğimi bilmiyorum
Ben insanların
İnanmıyorum iyiliğine
Çok acı çektim şimdiye değin
Ama sanki ruhumu görüyormuşsun gibi geliyor
Düğüne gider gibi giyinmiş
Dünyadan kaçan
Çığlık atmamak için
(İtalyanca’dan çeviren Sezin Öney)
A PIPPA
Abito bianco
per andare a nozze con la tua morte
e con quella di noi tutti
Ti sei vestita di bianco
ma siccome la tua anima mi sente
ti vorrei dire che la morte
non ha la faccia della violenza
ma che è come un sospiro di madre
che viene a prenderti dalla culla
con mano leggera
Non so cosa dirti
io non credo nella
bontà della gente
ho già sperimentato tanto dolore
ma è come se vedessi la mia anima
vestita a nozze
che scappa dal mondo
per non gridare
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ailenin iletisim araclari:
Annesi: Elena Manzoni: 0039-347-04 81 424
cuma ve pazartesi: 0039-0365 31 303
sali ve persembe: 0039-02 65 75 875
e mail: elena.manzoni@inwind.it
Kizkardesi Rosalia Pasqualino:
0039-347-58 51 577
e mail: rosaliapasqualino@gmail.com
Pippa'nin hareket ettigi artistik proje: http//bridesontour.fotoup.net/
------------------------------------------------------------------------------
LİNK:
http://www.pippabacca.it
alıntı
18/10/2008 | Kategori:
Baris siirleri
|
Yorum (
yok
)
Yorum yaz!
Baglanti