
b
Web Stats
Halk Edebiyatı, sözlü edebiyatın uzantısıdır. Halkın yarattığı sözlü eserlerden oluşur. Dil., biçim, konular, duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı sıkıya bağlıdır.
HALK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ
Halk şiirinde �mâni� ve �koşma� tipi olarak iki ana biçim vardır. Aslında az sayıda olan öteki biçimler bu iki ana biçimden çıkmıştır.
Dizelerin kümelenişi, dizelerin hece sayısı ve uyak düzeni bakımından özellik gösterenler �biçim�, biçimi ne olursa olsun konu bakımından benzerlerinden ayrılanlar da tür adı altında toplanmıştır.
I. Anonim Halk Şiiri Nazım Biçimleri:
MÂNİ: Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört dizeden oluşur. Uyak düzeni aaxa şeklindedir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı mâniler de vardır (xaxa).
Mânilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Temel duygu ve düşünce son dizede ortaya çıkar. Başlıca konusu aşk olmakla birlikte bunun dışında türlü konularda da yazılabilir.
Le beni eyle beni İpek yorgan düreyim
Elekten ele beni Aç koynuna gireyim
Alacaksan al artık Açıldıkça ört beni
Düşürme dile beni Var olduğun bileyim
Birinci dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardır. Dizeleri cinaslı uyaklarla kurulduğu için böyle mânilere �Cinaslı Mâni� ya da �Kesik Mâni� denir.
Bugün al Sürüne
Yârim giymiş bugün al Madem çoban değilsin
Şâd edersen bugün et Ardındaki sürü ne
Can alırsan bugün al Ben bir körpe kuzuyum
Al kat beni sürüne
Beni böyle yandıran
Sürüm sürüm sürüne
TÜRKÜ: Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve sevinçlerini türkülerle dile getirmiştir.
Türkü iki bölümden oluşur. Birinci bölüm asıl sözlerin bulunduğu bölümdür ki buna �bent� adı verilir.
İkinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme �bağlama� ya da �kavuştak� denir.
Türküler, genellikle yedili, sekizli, on birli hece kalıplarıyla yazılmıştır. Konuları çok değişik olabilir. Ninniler de bu gruptandır.
Söğüdün yaprağı narindir narin
İçerim yanıyor dışarım serin ( bent )
Zeynep�i bu hafta ettiler gelin
Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim
Üç köyün içinde şanlı Zeynebim
( nakarat )
II. Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri:
KOŞMA: Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir. Genellikle hece ölçüsünün on birli (6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır. Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Şair koşmanın son dörtlüğünde adını ya da mahlasını söyler. Uyak düzeni genellikle şöyle olur:
baba � ccca � ddda...
Eğer benim ile gitmek dilersen
Eğlen güzel yaz olsun da gidelim
Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz
Yollar çamu kurusun da gidelim
...... ...... .....
Karac�oğlan der ki buna ne fayda
Hiç rağbet kalmadı yoksula bayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
Onbir ayın birisinde gidelim
DESTAN: Dört dizeli bentlerden oluşan, oldukça uzun bir nazım biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır. Genellikle hece ölçüsünün on birli kalıbıyla yazılır. Uyak düzeni koşma gibidir.
baba � ccca � ddda
Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler.
Konuları bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi....gibi gruplanadırabiliriz.
Esnaf Destanı
...................................
Nalbant oldum kırdım nalın çoğunu
Bir katır nalladım dinle oyunu
Meğer acemiymiş bilmem huyunu
Çenemi teptirdim nalın sökerken
Manav oldum elma armut tez çürür
Cambaz oldum ip üstünde kim yürür
Kasap oldum her gün gözüm kan görür
Yüreğim bayıldı kana bakaraken
Ben bu sanatları bir bir dolaştım
Tekrar gelip şairliğe bulaştım
Kâmili mürşidin eline düştüm
Tekke-i aşk içre çile çekerken.
SEMÂİ: Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır (4+4 duraklı ya da duraksız). Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle okunur. Uyak düzeni koşma gibidir:
baba � ccca � ddda
Semâilerde daja çok sevgi, doğa, güzellik gibi konular işlenir.
İncecikten bir kar yağar Karac�oğlan eğmelerin
Tozar Elif Elif diye Gönül sevmez değmelerin
Dedil gönül abdal olmuş İliklemiş düğmelerin
Gezer Elif Elif diye Çözer Elif Elif diye.
VARSAĞI: Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri türkülerden gelişmiş bir biçimdir. Dörtlük sayısı ve uyak düzeni �Semâi� gibidir. Varsağılar yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin içindeki �bre� �hey� �behey� gibi ünlemlerle sağlanır. Halk edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan�dır.
Bre ağalar bre beyler Behey elâ gözlü dilber
Ölmeden bir dem sürelim Vaktin geçer demedim mi
Gözümüze kara toprak Harami olmuş gözlerin
Dolmadan bir dem sürelim Beller keser demedim mi
Karacoğlan
TÜRKÜ: Hece ölçüsünün türlü kalıplarıyla söylenen ezgili, anonim şiirlerdir. Bazen de kime ait olduğu bilinen şiirler, türkü formlarıyla söylenir. Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur. Birincisi, şiirin iskeletini oluşturan �asıl bölüm� ; ikincisi �kavuştak�tır. Kavuştaklar, asıl bölümlerin arasına gelerek onları birbirine bağlar.
ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ
Âşık edebiaytı nazım türleri genellikle koşma ve semâi biçimiyle yazılır. Bu türler koşma ve semâilerden konuları bakımından ayrılır.
GÜZELLEME: Doğa güzelliklerini anlatmak ya da kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için yazılan şiirlerdir.
Dinleyin ağalar medhin eyleyim Yokuşa yukarı kekli sekişli
Elma yanaklımın kara kaşlımın İnişe aşağı tavşan büküşlü
O gül yüzlerine kurban olayım Düşmanın görünce şahin bakışlı
Dal gerdanlımın da sırma saçlımın Kuğuya benziyor boynu kıratın
Noksani Köroğlu
TAŞLAMA: Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medres kaçkını softa bozgunu
Selam vermek için kesan beğenmez
Kazak Abdal
KOÇAKLAMA: Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir.
Köroğluyum medhim merde yeğine
Koç yiğit değişmez cengi düğüne
Sere serpe gider düşman önüne
Ölümü karşılar meydan içinde
AĞIT: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir (Anonim halk şiiri ürünü olan ağıtlar da vardır).
Civan da canına böyle kıyar mı
Hasta başın taş yastığa koyar mı
Ergen kıza beyaz bezler uyar mı
Al giy allı balam şalların hani
Hıfzi
MUAMMA: Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir.
NASİHAT: Bir şey öğretmek,bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir.
NOT: �Destan, ilahi, nefes ve deme�, hem birer nazım biçimi, hem de tür olarak değerlendirilir
HALK ŞAİRLERİNİN GRUPLANDIRILMASI
Halk şairleri, halk şiirinin yerleşmiş kurallarına bağlı kalmakla birlikte, türlü kültürel nedenlerle dil, anlatım, ölçü kullanımı bakımından farklı yönelişler içine girebilmektedirler. Ayrıca yaşadıkları çevre de onların sanat anlayışlarını farklılaştıran bir etmen olarak karşımızı çıkmaktadır. Halk şairlerini, işte bu gibi noktaları dikkate alarak şöyle ayırıyoruz:
GÖÇEBE(GEZGİN) ŞAİRLER
Bir yere bağlı kalmadan gezerler. Genellikle eğitim görmedikleri için, Divan Edebiyatı�ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne bağlıdırlar. Geleneksel şiir anlayışını sürdürürler.
YENİÇERİ ŞAİRLER
Osmanlılar zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev arasında şairler yetişmiştir. Bunlar, katıldıkları savaşlarla ilgili yiğitlik şiirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar.
3. KÖYLÜ ŞAİRLER
Hayatları köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadığı için, kent kültüründen, Divan Edebiyatı�ndan etkilenmeden, halk şiiri geleneklerine bağlı kalmışlardır.
4.KENTLİ ŞAİRLER
Genellikle Divan Edebiyatı�nın etkisinde kalırlar. Hem Halk, hem de Divan Edebiyatı tarzında şiirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin oranı yüksektir. Hece ölçüsüyle birlikte aruza da yer verirler.
5. TASAVVUF (TEKKE ) ŞAİRLERİ
Tekkelerde yetiştikleri, din ve tasavvuf konusunda eğitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü şairlere göre bazen daha ağırdır. Zaman zaman Divan Edebiyatı�nın dil, anlatım, biçim, ölçü özelliklerini taşıyan şiirler söylerler. Örneğin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü�n-Nushiyye adlı bir eser vermiştir.
HALK ÖYKÜLERİ
Halk öyküleri, destanların zamanla biçim ve öz değişimine uğramaları sonunda ortaya çıkmış sözlü eserlerdir. Anonimdir. Başlıca türleri şunlardır:
1. DESTAN ÖYKÜLER
Destanlardaki olağanüstülük gibi bazı özellikleri koruyan halk öyküleridir XIII.-XIV.yüzyılda Doğu Anadolu�da ortaya çıkan Dede Korkut Öyküleri ile Köroğlu Öyküsü, bu türün tanınmış örnekleridir.
2. AŞK ÖYKÜLERİ
İki sevgilinin aşkını, bunların kavuşmasını önleyen engellerle mücadelesini anlatan öyküler olup en tanınmışları Kerem ile Aslı, Emrah ile Selvi, Asuman ile Zeycan ,Aşık Garip.v.b.�dir.
DİNİ ÖYKÜLER
İslamiyet�in yayılmasına katkıları olan kişilerin hayatlarını ve mücadelelerini temel alan öykülerdir .Hz. Ali�nin savaşlarını anlatan Kan Kalesi Cengi, Hayber Kalesi Cengi; Anadolu�da İslamiyet�in yayılması için mücadele eden komutanların savaşlarını anlatan Battal Gazi Öyküsü, Dnişment Gazi Öyküsü gibi sözlü, anonim eserler, bu türün örnekleri arasında yer alır.
TEKKE EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ
Din ve tasavvufla ilgili kavramı duygu, düşünce, ilke ve kuralları halka yaymak amacıyla bir tarikata bağlı şairlerce yazılan şiirlerdir.
İLAHİ: Din ve tasavvuf konularının işlendiği şiirlere �ilahi� denir. Tanrıyı övmek, ona yalvarmak için yazılan şiirlerdir. Özel bir ezgiyle okunur. Koşma gibi uyaklanan ilahilerde 4-4 duraklı 8�li ölçü kullanılır.
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen anı
Bana seni gerek seni
Yunus Emre
NEFES: Bektaşi şairlerinin yazdıkları tasavvufi şiirlere denir. Nefeslerde genellikle Hz. Muhammet ve Hz. Ali için de övgüler bulunur.
Pir Sultan Abdal şâhımız
Hakk�a ulaşır yolumuz
On iki imam katarımız
Uyamazsın demedim mi
Aleviler, bu türde yazılmış olan şiirlere �DEME� adını verirler.
İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.
ŞATHİYÂT-I SOFİYÂNE: İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre bu şathiyeler küfür sayılır.
Yücelerden yüce gördüm
Erbabsın sen koca Tanrı
Âlem okur kelâm ile
Sen okursun hece Tanrı
Asi kullar yaratmışsın
Varsın şöyle dursun deyü
Anları koymuş orada
Sen çıkmışsın uca Tanrı
Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içegör şu cür�adan
Kaldır perdeyi aradan
Gezelim bilece Tanrı
NOT: Manzum olmayan Anonim Halk Edebiyatı ürünleri de vardır. Bunları masallar, halk öyküleri (Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber, Battal Gazi, Hz. Ali Cenkleri.........), bilmeceler, atasözleri, deyimler, Karagöz ve ortaoyunları şeklinde sıralayabiliriz.
HALK EDEBİYATININ ÖNEMLİ ŞAİRLERİ
YUNUS EMRE: (13.yy) Tasavvuf düşüncesini benimseyen şair Tanrı aşkını ve insan sevgisini dile getirmiştir.
Tekke edebiaytının en lirik şairidir. Halkın konuştuğu Türkçeyi bir edebiyat dili haline getirmiştir. Yalın ve içten bir söyleyişi vardır. Zaman zaman aruz ölçüsüyle ve divan edebiyatı anlayışıyla da şiirler yazmıştır.
Tüm insanların eşit ve kardeş olduğuna inanmış; dil, din, ırk ayrımı yapılmasına karşı çıkmıştır. Türkçe divan sahibi ilk şairdir. Ayrıca Risaletü�n-Nushiyye adlı öğretici bir mesnevisi vardır.
HACI BAYRAM VELİ : XIV.yüzyıl ikinci yarısıyla XV. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir tasavvuf şairidir. Bayramiyye tarikatını kurmuştur. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla dile getirdiği şiirlerinden yalnızca birkaç tanesi bilinmektedir.
KAYGUSUZ ABDAL: (16.yy) Softa görüşle alay eden özgür düşünceli bir Bektaşi şairidir. Hem heceyle hem de aruzla yazılmış şiirleri vardır.
PİR SULTAN ABDAL: (16.yy) Alevi-Bektaşi şiir geleneğinin en ünlü şairidir. Dinsel inançların etkili olduğu bir ayaklanmanın önderliğini yapmış, asılarak öldürülmüştür. Şiirini bir araç olarak kullanmasına rağmen kuru bir öğreticiliğe düşmemiş, şiirini duygu yönünden de beslemiştir.
KÖROĞLU: (16.yy) Çoğunlukla koçaklama türünde örnekler vermiş coşkulu şiirler söylemiştir. Bolu Beyi�yle olan mücadelesi efsaneleşen şair, halkın gönlünde yerini almıştır.
KARACAOĞLAN: (17.yy) Din dışı konularda yazmış, yaşama sevinci, insan ve doğa sevgisini dile getirmiştir. Âşık edebiyatının duygu yönünden en zengin ve güçlü şairidir.. Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız Karacaoğlan�ın XVI ya da XVII . yüzyılda Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayıp dolaştığı sanılmaktadır. Şair Toroslar�da, Türkmen boyları arasında yetişmiş; göçebe bir şair olarak Anadolu içinde ve dışında gezmiştir. Geleneksel şiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından ayrılmadan aşk, doğa, ölüm, ayrılık gibi temaları işlemiştir;özellikle koşma ve semai biçimlerinde büyük başarı kazanmıştır.
GEVHERİ: (17.yy) Aruz ölçüsünü de sıkça kullanan Kırımlı bir halk ozanıdır.
DERTLİ: (19.yy) Toplumsal yergi içerikli, softalığı, yobazlığı eleştiren şiirleriyle tanınan Bolu�lu bir halk ozanıdır.
DADALOĞLU: (19.yy) Çukurova yöresinde yetişen halk şairlerindendir. Türkmen boylarının yerleşik hayata geçirilmesi için 1865�te yöreye yollanan Fırka-i İslahiye adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiğitçe bir eda ile koçaklamalarına yansıtmıştır. Ayrıca aşk ve doğadan söz eden şiirleri de başarılıdır. Şiirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır.
ÂŞIK VEYSEL: XX. yüzyıl halk şairidir. Şarkışla�da doğup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu yılında Ankara�ya gelerek şiirlerini okumuş, bundan sonra ünü yayılmaya başlamıştır. Çocukluğunda geçirdiği çiçek hastalığıyla gözünü kaybeden Aşık Veysel; genellikle gezgin bir hayat sürmüş ; kent kent dolaşarak aşktan, doğadan , kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden şiirlerini saz eşliğinde söylemiş; bu içeriğin halka yakın düşmesi , ona kitlesel bir sevginin doğmasına yol açmıştır. Tasavvuf felsefesinin kazandırdığı hoşgörü anlayışı, şiirinin temellerinden biridir. Şiirlerini Deyişler, Sazımdan Sesler adlı iki kitapta toplamıştır. Son olarak tüm şiirlerini , Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından Dostlar Beni Hatırlasın adıyla yayımlanmıştır
23/10/2008 | Kategori:
EDEBIYAT KONULARI
|
Yorum (
yok
)
Yorum yaz!
Baglanti
Abstre: Bir kitabın özeti.
Acaib-i Seb'a-i Alem: Dünyanın Yedi Harikası. Piramitler/ Mısır, Asma Bahçeler/ Babil, Artemis Tapınağı/ Efes, Zeus Heykeli/ Olimpus, Mozeleum/ Bodrum, Fener/ ıskenderiye, Helyos heykeli/ Rodos.
Akrostiş: Mısra başlarının ilk harfleri yukarıdan aşağıya bir özel adı gösteren şiir.
Alegori: Bir duyguyu, düşünceyi, kavramı ya da varlığı, başka bir varlık yardımıyla sembolize edip gösterme sanatı.
Anagram: Harfdeş.
Anakiklik: tersinden okununca gene aynı anlamı veren söz ya da cümle.
Asonans: Yarım kafiye.
Barok: Aşırı derecede süslü sanat tutumu.
Biyografi: Bir insanın hayatını anlatan eser.
Burlesk: Kaba, aşırı ve bayağı komiklik.
Cinas: Yazılışı, söylenişi bir, anlamı ayrı olan iki sözcüğü birarada bulundurma sanatı.
Darb-ı Mesel: Atasözü
Didaktik: Amacı birşey öğretmek olan eser.
Egzistansiyalizm: Varoluşçuluk.
Ekspresyonizm: Dışavurumculuk.
Empresyonizm: ızlenimcilik.
Entimizm: ıçtencilik.
Epigrafi: yazıtları inceleyen bilim.
Epilog: Son deyiş.
Epizod: Bir hikayede, şiirde asıl olaya karışan ikinci derecede önemli bir olay.
Etimoloji: Kelimelerin hangi kökten geldiğini inceleyen bilim.
Fars: Komedinin, sanat yönü yoksul, kaba bir türü.
Fütürizm: Gelecekçilik.
Galat-ı Meşhur: yaygın yanlış.
Haile: Tragedya.
Hamaset: Kahramanlık.
Itnab: Gereksiz yere sözü uzatma.
İcaz: Az sözle çok şey anlatabilmek.
İntak: Hayvanları ya da cansız cisimleri konuşturma.
İroni: Tersini söyleyerek alay etme.
İstiare: ığretileme.
Kinaye: Bir sözün hem gerçek, hem de mecazi anlamıyla kullanılması.
Klasik: Eski Yunan ve Latin sanat ve edebiyatıyla ilgili.
Lirizm: ınsan duygularının çok etkili ve coşkun olarak anlatılması.
Martaval: Hıdırellez sabahı, mani küpünden, niyet edip mani çekerek, niyet sahibine okumak.
Mazmun: Anlam, kavram.
Mecaz: Bir sözün asıl anlamından başka bir anlamda kullanılması.
Nazire: Bir şairin, çok beğendiği başka birine ait bir şiiri model alarak yazdığı şiir.
Nesir: düz yazı.
Nihilizm: Hiççilik.
Pesimizm: Kötümserlik.
Pitoresk: ınsan aklında resim gibi bir hayal uyandırabilen söz ya da yazı.
Pragmatizm: Faydacılık.
Prolog: Öndeyiş.
Pürizm: Dilde arıcılık.
Salname: Yıllık.
Semantik: kelimelerin anlamlarını araştıran bilim.
Septisizm: şüphecilik.
Te'lif: Eser yazmak.
Teşbih: Benzetme sanatı.
Tevriye: Bir sözü iki anlamda kullanma sanatı.
Verizm: Doğruculuk.
Vodvil: Bir tür komedi.
23/10/2008 | Kategori:
EDEBIYAT KONULARI
|
Yorum (
yok
)
Yorum yaz!
Baglanti
TÜRK EDEBİYATI | ||
| 1 | • M. Kemal Atatürk | -Nutuk |
| 2 | • Kutadgu Bilig'den Seçmeler | |
| 3 | • Dede Korkut Hikâyeleri | |
| 4 | • Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler | |
| 5 | • Mevlana | -Mesnevî'den Seçmeler |
| 6 | • Nasreddin Hoca Fıkralarından seçmeler | |
| 7 | • Divan Şiirinden Seçmeler | |
| 8 | • Halk Şiirinden Seçmeler | |
| 9 | • Evliya Çelebi | -Seyahatnâmesi'nden Seçmeler |
| 10 | • Kerem ile Aslı | |
| 11 | • Samipaşazade Sezai | -Sergüzeşt |
| 12 | • Halit Ziya Uşaklıgil | -Mai ve Siyah |
| 13 | • Hüseyin Rahmi Gürpınar | -Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç |
| 14 | • Ahmet Rasim | -Şehir Mektupları |
| 15 | • Ahmet Hikmet Müftüoğlu | -Çağlayanlar |
| 16 | • Ömer Seyfettin | -Hikâyelerden Seçmeler |
| 17 | • Mehmet Âkif Ersoy | -Safahat |
| 18 | • Ahmet Haşim | -Bize Göre |
| 19 | • Yahya Kemal Beyatlı | -Eğil Dağlar |
| 20 | • Yahya Kemal Beyatlı | -Kendi Gök Kubbemiz |
| 21 | • Abdulhak Şinasi Hisar | -Boğaziçi Mehtapları |
| 22 | • Ruşen Eşref Ünaydın | -Diyorlar ki |
| 23 | • Yakup Kadri Karaosmanoğlu | -Kiralık Konak |
| 24 | • Yakup Kadri Karaosmanoğlu | -Yaban |
| 25 | • Refik Halit Karay | -Memleket Hikâyeleri |
| 26 | • Refik Halit Karay | -Gurbet Hikayeleri |
| 27 | • Halide Edib Adıvar | -Sinekli Bakkal |
| 28 | • Halide Edib Adıvar | -Mor Salkımlı Ev |
| 29 | • Reşat Nuri Güntekin | -Anadolu Notları |
| 30 | • Reşat Nuri Güntekin | -Çalıkuşu |
| 31 | • Falih Rıfkı Atay | -Çankaya |
| 32 | • Falih Rıfkı Atay | -Zeytindağı |
| 33 | • Faruk Nafız Çamlıbel | -Han Duvarları |
| 34 | • Nazım Hikmet | -Memleketimden İnsan Manzaraları |
| 35 | • Şevket Süreyya Aydemir | -Suyu Arayan Adam |
| 36 | • Memduh Şevket Esendal | -Ayaşlı ile Kiracıları |
| 37 | • Peyami Safa | -Dokuzuncu Hariciye Koğuşu |
| 38 | • Peyami Safa | -Fatih-Harbiye |
| 39 | • Nihad Sami Banarlı | -Türkçe'nin Sırları |
| 40 | • Ahmet Hamdi Tanpınar | -Beş Şehir |
| 41 | • Ahmet Hamdi Tanpınar | -Sahnenin Dışındakiler |
| 42 | • Samiha Ayverdi | -İbrahim Efendi Konağı |
| 43 | • Necip Fazıl Kısakürek | -Çile |
| 44 | • Sabahattin Ali | -Kuyucaklı Yusuf |
| 45 | • Ahmet Kutsi Tecer | -Şiirler |
| 46 | • Ahmet Muhip Dıranas | -Şiirler |
| 47 | • Âşık Veysel | -Dostlar Beni Hatırlasın |
| 48 | • Orhan Veli | -Bütün Şiirleri |
| 49 | • Cahit Sıtkı Tarancı | -Otuzbeş Yaş (Bütün Şirleri) |
| 50 | • Kemal Tahir | -Esir Şehrin İnsanları |
| 51 | • Orhan Kemal | -Eskicinin Oğulları |
| 52 | • Sait Faik Abasıyanık | -Kayıp Aranıyor |
| 53 | • Sait Faik Abasıyanık | -Hikâyelerinden Seçmeler |
| 54 | • Halikarnas Balıkçısı | -Aganta Burina Burinata |
| 55 | • Kemal Bilbaşar | -Cemo |
| 56 | • Samim Kocagöz | -Kalpaklılar |
| 57 | • Tarık Buğra | -Küçük Ağa |
| 58 | • Necati Cumalı | -Tütün Zamanı |
| 59 | • Rıfat Ilgaz | -Karartma Geceleri |
| 60 | • Orhan Hançerlioğlu | -7. Gün |
| 61 | • Fakir Baykurt | -Kaplumbağalar |
| 62 | • Faik Baysal | -Drina'da Son Gün |
| 63 | • Abbas Sayar | -Yılkı Atı |
| 64 | • Haldun Taner | -Hikâyelerinden Seçmeler |
| 65 | • Oğuz Atay | -Bir Bilim Adamının Romanı |
| 66 | • Aziz Nesin | -Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz |
| 67 | • Sabahattin Kudret Aksel | -Gazoz Ağacı |
| 68 | • Yusuf Atılgan | -Anayurt Oteli |
| 69 | • Cemil Meriç | -Bu Ülke |
| 70 | • Ord. Prof. Dr. Ali Fuat BAŞGİL | -Gençlerle Başbaşa |
| 71 | • Naki Tezel | -Türk Masalları |
| 72 | • Salâh Birsel | -Boğaziçi Şıngır Mıngır |
| 73 | • Bahattin Özkişi | -Sokakta |
DÜNYA EDEBİYATI | ||
| 74 | • Beydeba | -Kelile veDimne |
| 75 | • Eflatun | -Devlet |
| 76 | • Eflatun | -Sokrates'in Savunması |
| 77 | • Sadi | -Gülistan |
| 78 | • Servantes | -Don Kişot |
| 79 | • Balzac | -Vadideki Zambak |
| 80 | • Viktor Hugo | -Sefiller |
| 81 | • Goethe | -Faust |
| 82 | • Daniel Daefo | -Robenson Cruzoe |
| 83 | • Dostoyevski | -Suç ve Ceza |
| 84 | • Gogol | -Ölü Canlar |
| 85 | • Turgenyev | -Babalar ve Oğullar |
| 86 | • Tolstoy | -Savaş ve Barış |
| 87 | • Gustav Flaubert | -Madam Bovary |
| 88 | • Charles Dickens | -İki Şehrin Hikâyesi |
| 89 | • Knut Hamsun | -Açlık |
| 90 | • Jack London | -Beyaz Diş |
| 91 | • Rabindranath Tagore | -Gora |
| 92 | • Ernest Hemingway | -Çanlar Kimin İçin Çalıyor |
| 93 | • William Faulkner | -Ses ve Öfke |
| 94 | • İvo Andriç | -Drina Köprüsü |
| 95 | • Paniat İstrati | -Akdeniz |
| 96 | • John Steinbeck | -Fareler ve İnsanlar |
| 97 | • M Selimoviç | -Derviş Ve Ölüm |
| 98 | • Cengiz Dağcı | -Onlar da İnsandı |
| 99 | • Cengiz Aytmatov | -Beyaz Gemi |
| 100 | • Cengiz Aytmatov | -Gün Olur Asra Bedel |
22/10/2008 | Kategori:
EDEBIYAT KONULARI
|
Yorum (
yok
)
Yorum yaz!
Baglanti
ŞEYHİ
1371 yılında Kütahya’da doğduğu rivayet edilmektedir. Asıl adı Sinaneddin Yusuf’tur. İlköğrenimini Kütahya’da yaptı ve İrana’a gitti. Orada tasavvuf, edebiyat ve göz hekimliği üzerinde çalıştı. Kendisine Hekim Sinan da denilmiştir. Ankara’da Hacı Bayram Veli’ye bağlandı. Çelebi Sultan Mehmed’in iyileşmesine vesile olduğu için 1415 yılında Hekim Başılığa getirildi. Şairliği ve bilgisi sebebiyle devrin büyüklerinden ilgi ve iltifat gördü. 126 beyitli olan Hârname adlı mesnevisi Divan Edebiyatının ilk satirik mesnevisidir. 1431 yılında vefat etmiştir. Şairin bir Divan’ı vardır.
ŞEYH GALİP
1757 yılında İstanbul'da doğdu. Babası da Mevlevî bir şairdi. Mevlevî çevrelerinde yaşadı. Konya'ya gitti. Mevlânâ Dergâhında girdiği çileyi bitirerek İstanbul'a döndü. Bir süre sonra Galata Mevlevihanesi'ne şeyh oldu. Ölümüne kadar irşad görevini sürdürdü. Önceleri Es'ad, sonraları ise Gâlib mahlasıyla şiirler yazdı. Sebk-i Hindî etkisinde "yeni tarz" şiirler yazdı. Klasik edebiyatımızın son büyük şairi sayılmaktadır. 1799 yılında öldü. Hüsn ü Aşk ve Dîvân'ı, şiirimizin anıt eserlerindendir.
GAZEL-2
Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
Semender-tıynetân-ı aşka bestir lâlezâr âteş
Heman ey sâkî bir sagar tutuşur dest-i dildâre
Gazeble bezme geldi şem’-i meclisveş yanâr âteş
Nesîm âteş çıkardı gonce-î çeşm-î ümîdimden
Bıraktı gülşen-î âmâlime berk-ı behâr âteş
Hayâl-i hasret-i hâlinle âh ettikçe uşşâkın
Şeb-i firkatte her dem ahterân eyler nisâr âteş
Banâ düzahtan ey meh dem urur gülzârlar sensiz
Dıraht âteş nihâl âteş gül âteş berk ü bâr âteş
Çerâg-ı bezm-i hecri olduğum yapmış yakıştırmış
Gönül pervânesine vuslat âteş intizâr âteş
Meğer kilk-i sebük-cevlânım olmuş germ-rev Gâlib
Zemîn âteş zaman âteş bütün nakş u nigâr âteş
ŞEREF HANIM
İstanbul’da doğdu. Kültürlü bir aileden gelmiş ve kendini aile çevresinde yetiştirmiştir.
ŞEYH GALİB:Mahmud ve Valide Sultan’a medhiyeler yazmıştır. Dindar ve Mevlevîtarikatına mensup bir kimsedir. Divan’ından Mevlânâ ve Mevlevî büyükleri için yazılmış şiirler vardır.Kullandığı nazım şekilleri, dil ve ifade özellikleri onu kadın şairlerimiz arasında önemli bir kazanmasına vesile olmuştur. Ölüm tarihi, kızkardeşinin oğlu Mehmed Nebil Bey’in yazdığı tarih şiiriyle tespit edilmiştir. Mezarının Yenikapı Mevlevîhanesi bahçesinde olduğu rivatyet edilir.
14/10/2008 | Kategori:
EDEBIYAT KONULARI
|
Yorum (
yok
)
Yorum yaz!
Baglanti
---Sözcükte yapı konusundan ÖSS’de 1-3 soru gelebilir.
---Sözcükte yapı konusu dilbilgisi öğrenmenin temelini oluşturduğundan önemlidir.
---Sözcüğün yapısı ile ilgili sorular”yapıca ve biçimce “kavramlarıyla sorulur.
BİÇİM BİLGİSİ
*Türkçe sözcükler daima ( kök+yapım eki+çekim eki ) biçiminde kurulurlar.
*Bir sözcük sadece kökten,kök+yapım ekinden,kök+çekim ekinden oluşabilir. Yani yapım ekleri daima kökten sonra ve çekim eklerinden önce yer alır.
A-KÖK
Kök:Sözcüğün anlamlı en küçük parçasına kök denir.
*Kökler isim kökleri ve fiil kökleri olmak üzere ikiye ayrılır.
Bas-kın sarı-ardım toz-luk kar-ılmak
Fk ik ik fk
*Türkçe’de hem isim hem de eylem kökü olarak kullanılabilen sözcükler vardır.Bunlara “kökteş kök ya da ortak kök” adı verilir.
Acı-,kuru,boya,güven,savaş,barış....
*Yansıma sözcükler isim köküdür.
*Bir sözcüğün kök olabilmesi için gövdesiyle anlamsal bir bağ içinde bulunması gerekir.Yani kılavuz’un kökü kıl,otuz’un kökü ot, “balık”ın
kökü bal olamaz.
*Türkçe’de kökten önce ek gelmez. Bembeyaz,masmavi,dipdiri gibi pekiştirmeler bunun tek istisnasıdır.
*Birleşik sözcüklerin birden fazla kökü vardır.
Gelebilirim,biraz,imambayıldı...
Yapım ekleri:Sözcüklerden yeni sözcükler türeten ya da sözcüklerin anlamı değiştiren eklere yapım ekleri denir.
Addan ad yapan ekler:
-lik: odun-luk,ders-lik
-li: sü-lü,iç-li,öz-lü
-siz: dil-siz,ütü-süz
-ci: kale-ci,odun-cu,
-cil: ev-cil,kır-çıl,ben-cil
-ca: Alman-ca,çocuk-ça,
-daş: ses-teş,yol-daş,vatan-daş
-cek: oyun-cak,aile-cek
-iz: ik-iz,üç-üz
Addan eylem türeten ekler:
-le:baş-la-,göz-le-,iz-le-
-lan:ev-len-,yol-lan-,kir-len-
-el:düz-el,az-al-,yön-el-
-er:sarı-ar-,mor-ar-,ak-ar-
-kir:hay-kır-,tü-kür-,fış-kır-
-se:önem-se-,umur-sa-,özüm-se-
-a-e:yaş-a-,tür-e,boş-a-
Eylemden ad türeten ekler:
-me:dol-ma,oku-ma,yaşa-ma
-mek:biç-mek,yat-mak,ağla-mak
-iş:gör-üş,sat-ış,gül-üş
-emek:bas-amak,kaç-amak
-ici:gör-ücü,bil-ici,tut-ucu
-inti:gör-üntü,gez-inti,çal-ıntı
ALINTI
14/10/2008 | Kategori:
EDEBIYAT KONULARI
|
Yorum (
yok
)
Yorum yaz!
Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/3|