HALK EDEBİYATI

Halk Edebiyatı, sözlü edebiyatın uzantısıdır. Halkın yarattığı sözlü eserlerden oluşur. Dil., biçim, konular, duyarlıklar bakımından halk kültürüne sıkı sıkıya bağlıdır.

HALK EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ

  1. İslamiyet'ten önceki edebiyatımızın İslam uygarlığı içindeki biçimidir. Bir anlamda sözlü edebiyat dönemimizin gelişmiş biçimi olarak düşünebiliriz.
  2. Halk edebiyatı ürünleri yazılı değildir. Müzik eşliğinde sözlü olarak oluşur.
  3. Divan edebiyatında olduğu gibi şiir yine egemen türdür.
  4. Şiirlerde başlık yoktur, biçimiyle adlandırılır.
  5. Nazım birimi dörtlüktür.
  6. Ölçü, hece ölçüsüdür, En çok yedili, sekizli, on birli kalıplar kullanılmıştır.
  7. Şiirlere genel olarak yarım uyak hakimdir.
  8. Dil halkın konuştuğu günlük konuşma dilidir.
  9. Halk edebiyatı gözleme dayalıdır. Benzetmeler somut kavramlardan yararlanılarak yapılır. Söyledikleri her şey gerçek yaşamdan alınmadır.
  • Özellikle 18. yüzyıldan itibaren halk şairleri, divan şairlerinden etkilenerek aruzun belirli kalıplarıyla şiirler yazmayı denemişlerdir. Hatta divan şiirinin mazmunlarını da kullanmışlardır. Bu durumun ortaya çıkmasında halk şairlerinin, aydınlar ve divan şairlerince hor görülmelerinin, değersiz ve güçsüz sayılmalarının etkisi de vardır.

 

Halk şiirinde �mâni� ve �koşma� tipi olarak iki ana biçim vardır. Aslında az sayıda olan öteki biçimler bu iki ana biçimden çıkmıştır.

Dizelerin kümelenişi, dizelerin hece sayısı ve uyak düzeni bakımından özellik gösterenler �biçim�, biçimi ne olursa olsun konu bakımından benzerlerinden ayrılanlar da tür adı altında toplanmıştır.

I.  Anonim Halk Şiiri Nazım Biçimleri:

MÂNİ: Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört dizeden oluşur. Uyak düzeni aaxa şeklindedir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı mâniler de vardır (xaxa).

Mânilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Temel duygu ve düşünce son dizede ortaya çıkar. Başlıca konusu aşk olmakla birlikte bunun dışında türlü konularda da yazılabilir.

 

Le beni eyle beni                                                                     İpek yorgan düreyim

Elekten ele beni                                                                       Aç koynuna gireyim

Alacaksan al artık                                                                    Açıldıkça ört beni

Düşürme dile beni                                                                    Var olduğun bileyim

 

Birinci dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardır. Dizeleri cinaslı uyaklarla kurulduğu için böyle mânilere �Cinaslı Mâni� ya da �Kesik Mâni� denir.

 

Bugün al                                                                                Sürüne

Yârim giymiş bugün al                                                            Madem çoban değilsin

Şâd edersen bugün et                                                            Ardındaki sürü ne

Can alırsan bugün al                                                             Ben bir körpe kuzuyum

                                                                                              Al kat beni sürüne

                                                                                              Beni böyle yandıran

                                                                                              Sürüm sürüm sürüne

TÜRKÜ: Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve sevinçlerini türkülerle dile getirmiştir.

Türkü iki bölümden oluşur. Birinci bölüm asıl sözlerin bulunduğu bölümdür ki buna �bent� adı verilir.

İkinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme �bağlama� ya da �kavuştak� denir.

Türküler, genellikle yedili, sekizli, on birli hece kalıplarıyla yazılmıştır. Konuları çok değişik olabilir. Ninniler de bu gruptandır.

Söğüdün yaprağı narindir narin

İçerim yanıyor dışarım serin                                                (  bent )

Zeynep�i bu hafta ettiler gelin

                                              

                                               Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim

                                               Üç köyün içinde şanlı Zeynebim                          

                                                                    (    nakarat )

 

II. Âşık Edebiyatı Nazım Biçimleri:

 

KOŞMA: Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir. Genellikle hece ölçüsünün on birli (6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır. Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Şair koşmanın son dörtlüğünde adını ya da mahlasını söyler. Uyak düzeni genellikle şöyle olur:

baba � ccca � ddda...

 

Eğer benim ile gitmek dilersen

Eğlen güzel yaz olsun da gidelim

Bizim iller kıraçlıdır aşılmaz

Yollar çamu kurusun da gidelim

...... ...... .....

Karac�oğlan der ki buna ne fayda

Hiç rağbet kalmadı yoksula bayda

Bu ayda olmazsa gelecek ayda

Onbir ayın birisinde gidelim

DESTAN: Dört dizeli bentlerden oluşan, oldukça uzun bir nazım biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayısı yüzden fazladır. Genellikle hece ölçüsünün on birli kalıbıyla yazılır. Uyak düzeni koşma gibidir.

baba � ccca � ddda

Destanın son dörtlüğünde şair mahlasını söyler.

Konuları bakımından destanları savaş, yangın, deprem, salgın hastalık, ünlü kişilerin yaşamları, mizahi....gibi gruplanadırabiliriz.

            Esnaf Destanı

            ...................................

            Nalbant oldum kırdım nalın çoğunu

            Bir katır nalladım dinle oyunu

            Meğer acemiymiş bilmem huyunu

            Çenemi teptirdim nalın sökerken

                                                                       Manav oldum elma armut tez çürür

                                                                       Cambaz oldum ip üstünde kim yürür

                                                                      Kasap oldum her gün gözüm kan görür

                                                                       Yüreğim bayıldı kana bakaraken

            Ben bu sanatları bir bir dolaştım

            Tekrar gelip şairliğe bulaştım

            Kâmili mürşidin eline düştüm

            Tekke-i aşk içre çile çekerken.

SEMÂİ: Hece ölçüsünün sekizli kalıbıyla yazılır (4+4 duraklı ya da duraksız). Dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir. Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardır ve bu ezgiyle okunur. Uyak düzeni koşma gibidir:

baba � ccca � ddda

Semâilerde daja çok sevgi, doğa, güzellik gibi konular işlenir.

İncecikten bir kar yağar                                                 Karac�oğlan eğmelerin

Tozar Elif Elif diye                                                        Gönül sevmez değmelerin

Dedil gönül abdal olmuş                                                   İliklemiş düğmelerin

Gezer Elif Elif diye                                                       Çözer Elif Elif diye.

VARSAĞI: Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri türkülerden gelişmiş bir biçimdir. Dörtlük sayısı ve uyak düzeni �Semâi� gibidir. Varsağılar yiğitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin içindeki �bre� �hey� �behey� gibi ünlemlerle sağlanır. Halk edebiyatında en çok varsağı söylemiş şair Karacaoğlan�dır.

Bre ağalar bre beyler                                                    Behey elâ gözlü dilber

Ölmeden bir dem sürelim                                                Vaktin geçer demedim mi

Gözümüze kara toprak                                                   Harami olmuş gözlerin

Dolmadan bir dem sürelim                                              Beller keser demedim mi

                                                                                                                      Karacoğlan

TÜRKÜ: Hece ölçüsünün türlü kalıplarıyla söylenen ezgili, anonim şiirlerdir. Bazen de kime ait olduğu bilinen şiirler, türkü formlarıyla söylenir. Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur. Birincisi, şiirin iskeletini oluşturan �asıl bölüm� ; ikincisi �kavuştak�tır. Kavuştaklar, asıl bölümlerin arasına gelerek onları birbirine bağlar.

ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ

Âşık edebiaytı nazım türleri genellikle koşma ve semâi biçimiyle yazılır. Bu türler koşma ve semâilerden konuları bakımından ayrılır.

GÜZELLEME: Doğa güzelliklerini anlatmak ya da kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için yazılan şiirlerdir.

Dinleyin ağalar medhin eyleyim                               Yokuşa yukarı kekli sekişli

Elma yanaklımın kara kaşlımın                                İnişe aşağı tavşan büküşlü

O gül yüzlerine kurban olayım                                Düşmanın görünce şahin bakışlı

Dal gerdanlımın da sırma saçlımın                            Kuğuya benziyor boynu kıratın

                 Noksani                                                              Köroğlu

TAŞLAMA: Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.

Ormanda büyüyen adam azgını

Çarşıda pazarda insan beğenmez

Medres kaçkını softa bozgunu

Selam vermek için kesan beğenmez

                                   Kazak Abdal

KOÇAKLAMA: Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir.

Köroğluyum medhim merde yeğine

Koç yiğit değişmez cengi düğüne

Sere serpe gider düşman önüne

Ölümü karşılar meydan içinde

AĞIT: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir (Anonim halk şiiri ürünü olan ağıtlar da vardır).

Civan da canına böyle kıyar mı

Hasta başın taş yastığa koyar mı

Ergen kıza beyaz bezler uyar mı

Al giy allı balam şalların hani

                                   Hıfzi

MUAMMA: Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir.

NASİHAT: Bir şey öğretmek,bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir.

NOT:  �Destan, ilahi, nefes ve deme�, hem birer nazım biçimi, hem de tür olarak değerlendirilir

HALK ŞAİRLERİNİN GRUPLANDIRILMASI

Halk şairleri, halk şiirinin yerleşmiş kurallarına bağlı kalmakla birlikte, türlü kültürel nedenlerle dil, anlatım, ölçü kullanımı bakımından farklı yönelişler içine girebilmektedirler. Ayrıca yaşadıkları çevre de onların sanat anlayışlarını farklılaştıran bir etmen olarak karşımızı çıkmaktadır. Halk şairlerini, işte bu gibi noktaları dikkate alarak şöyle ayırıyoruz:

  1. GÖÇEBE(GEZGİN) ŞAİRLER

Bir yere bağlı kalmadan gezerler. Genellikle eğitim görmedikleri için, Divan Edebiyatı�ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne bağlıdırlar. Geleneksel şiir anlayışını sürdürürler.

  1. YENİÇERİ ŞAİRLER

Osmanlılar zamanında askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev arasında şairler yetişmiştir. Bunlar, katıldıkları savaşlarla ilgili yiğitlik şiirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatım, ölçü bakımından, göçebe şairler gibi geleneksel şiir anlayışına bağlıdırlar.

3. KÖYLÜ ŞAİRLER

Hayatları köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadığı için, kent kültüründen, Divan Edebiyatı�ndan etkilenmeden, halk şiiri geleneklerine bağlı kalmışlardır.

4.KENTLİ ŞAİRLER

Genellikle Divan Edebiyatı�nın etkisinde kalırlar. Hem Halk, hem de Divan Edebiyatı tarzında şiirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin oranı yüksektir. Hece ölçüsüyle birlikte aruza da yer verirler.

5. TASAVVUF (TEKKE ) ŞAİRLERİ

Tekkelerde yetiştikleri, din ve tasavvuf konusunda eğitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü şairlere göre bazen daha ağırdır. Zaman zaman Divan Edebiyatı�nın dil, anlatım, biçim, ölçü özelliklerini taşıyan şiirler söylerler. Örneğin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü�n-Nushiyye adlı bir eser vermiştir.

HALK ÖYKÜLERİ

Halk öyküleri, destanların zamanla biçim ve öz değişimine uğramaları sonunda ortaya çıkmış sözlü eserlerdir. Anonimdir. Başlıca türleri şunlardır:

1. DESTAN ÖYKÜLER

Destanlardaki olağanüstülük gibi bazı özellikleri koruyan halk öyküleridir XIII.-XIV.yüzyılda Doğu Anadolu�da ortaya çıkan Dede Korkut Öyküleri ile Köroğlu Öyküsü, bu türün tanınmış örnekleridir.

2. AŞK ÖYKÜLERİ

İki sevgilinin aşkını, bunların kavuşmasını önleyen engellerle mücadelesini anlatan öyküler olup en tanınmışları Kerem ile Aslı, Emrah ile Selvi, Asuman ile Zeycan ,Aşık Garip.v.b.�dir.

  1. DİNİ ÖYKÜLER

İslamiyet�in yayılmasına katkıları olan kişilerin hayatlarını ve mücadelelerini temel alan öykülerdir .Hz. Ali�nin savaşlarını anlatan Kan Kalesi Cengi, Hayber Kalesi Cengi; Anadolu�da İslamiyet�in yayılması için mücadele eden komutanların savaşlarını anlatan Battal Gazi Öyküsü, Dnişment Gazi Öyküsü gibi sözlü, anonim eserler, bu türün örnekleri arasında yer alır.

TEKKE EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ

Din ve tasavvufla ilgili kavramı duygu, düşünce, ilke ve kuralları halka yaymak amacıyla bir tarikata bağlı şairlerce yazılan şiirlerdir.

İLAHİ: Din ve tasavvuf konularının işlendiği şiirlere �ilahi� denir. Tanrıyı övmek, ona yalvarmak için yazılan şiirlerdir. Özel bir ezgiyle okunur. Koşma gibi uyaklanan ilahilerde 4-4 duraklı 8�li ölçü kullanılır.

Cennet cennet dedikleri

Birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver sen anı

Bana seni gerek seni

                        Yunus Emre

NEFES: Bektaşi şairlerinin yazdıkları tasavvufi şiirlere denir. Nefeslerde genellikle Hz. Muhammet ve Hz. Ali için de övgüler bulunur.

Pir Sultan Abdal şâhımız

Hakk�a ulaşır yolumuz

On iki imam katarımız

Uyamazsın demedim mi

Aleviler, bu türde yazılmış olan şiirlere �DEME� adını verirler.

İlahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.

ŞATHİYÂT-I SOFİYÂNE: İnançlardan alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır. Medrese hocalarına göre bu şathiyeler küfür sayılır.

Yücelerden yüce gördüm

Erbabsın sen koca Tanrı

Âlem okur kelâm ile

Sen okursun hece Tanrı

                                                           Asi kullar yaratmışsın

                                                           Varsın şöyle dursun deyü

                                                           Anları koymuş orada

                                                           Sen çıkmışsın uca Tanrı

Kaygusuz Abdal yaradan

Gel içegör şu cür�adan

Kaldır perdeyi aradan

Gezelim bilece Tanrı

 

NOT: Manzum olmayan Anonim Halk Edebiyatı ürünleri de vardır. Bunları masallar, halk öyküleri (Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber, Battal Gazi, Hz. Ali Cenkleri.........), bilmeceler, atasözleri, deyimler, Karagöz ve ortaoyunları şeklinde sıralayabiliriz.

HALK EDEBİYATININ ÖNEMLİ ŞAİRLERİ

YUNUS EMRE: (13.yy) Tasavvuf düşüncesini benimseyen şair Tanrı aşkını ve insan sevgisini dile getirmiştir.

Tekke edebiaytının en lirik şairidir. Halkın konuştuğu Türkçeyi bir edebiyat dili haline getirmiştir. Yalın ve içten bir söyleyişi vardır. Zaman zaman aruz ölçüsüyle ve divan edebiyatı anlayışıyla da şiirler yazmıştır.

Tüm insanların eşit ve kardeş olduğuna inanmış; dil, din, ırk ayrımı yapılmasına karşı çıkmıştır. Türkçe divan sahibi ilk şairdir. Ayrıca Risaletü�n-Nushiyye adlı öğretici bir mesnevisi vardır.

HACI BAYRAM VELİ : XIV.yüzyıl ikinci yarısıyla XV. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir tasavvuf şairidir. Bayramiyye tarikatını kurmuştur. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatımla dile getirdiği şiirlerinden yalnızca birkaç tanesi bilinmektedir.

KAYGUSUZ ABDAL: (16.yy) Softa görüşle alay eden özgür düşünceli bir Bektaşi şairidir. Hem heceyle hem de aruzla yazılmış şiirleri vardır.

PİR SULTAN ABDAL: (16.yy) Alevi-Bektaşi şiir geleneğinin en ünlü şairidir. Dinsel inançların etkili olduğu bir ayaklanmanın önderliğini yapmış, asılarak öldürülmüştür. Şiirini bir araç olarak kullanmasına rağmen kuru bir öğreticiliğe düşmemiş, şiirini duygu yönünden de beslemiştir.

KÖROĞLU: (16.yy) Çoğunlukla koçaklama türünde örnekler vermiş coşkulu şiirler söylemiştir. Bolu Beyi�yle olan mücadelesi efsaneleşen şair, halkın gönlünde yerini almıştır.

KARACAOĞLAN: (17.yy) Din dışı konularda yazmış, yaşama sevinci, insan ve doğa sevgisini dile getirmiştir. Âşık edebiyatının duygu yönünden en zengin ve güçlü şairidir.. Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız Karacaoğlanın XVI ya da XVII . yüzyılda Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayıp dolaştığı sanılmaktadır. Şair Toroslar�da, Türkmen boyları arasında yetişmiş; göçebe bir şair olarak Anadolu içinde ve dışında gezmiştir. Geleneksel şiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından ayrılmadan aşk, doğa, ölüm, ayrılık gibi temaları işlemiştir;özellikle koşma ve semai biçimlerinde büyük başarı kazanmıştır.

GEVHERİ: (17.yy) Aruz ölçüsünü de sıkça kullanan Kırımlı bir halk ozanıdır.

DERTLİ: (19.yy) Toplumsal yergi içerikli, softalığı, yobazlığı eleştiren şiirleriyle tanınan Bolu�lu bir halk ozanıdır.

DADALOĞLU: (19.yy) Çukurova yöresinde yetişen halk şairlerindendir. Türkmen boylarının yerleşik hayata geçirilmesi için 1865�te yöreye yollanan Fırka-i İslahiye adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiğitçe bir eda ile koçaklamalarına yansıtmıştır. Ayrıca aşk ve doğadan söz eden şiirleri de başarılıdır. Şiirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır.

ÂŞIK VEYSEL: XX. yüzyıl halk şairidir. Şarkışla�da doğup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu yılında Ankara�ya gelerek şiirlerini okumuş, bundan sonra ünü yayılmaya başlamıştır. Çocukluğunda geçirdiği çiçek hastalığıyla gözünü kaybeden Aşık Veysel; genellikle gezgin bir hayat sürmüş ; kent kent dolaşarak aşktan, doğadan , kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden şiirlerini saz eşliğinde söylemiş; bu içeriğin halka yakın düşmesi , ona kitlesel bir sevginin doğmasına yol açmıştır. Tasavvuf felsefesinin kazandırdığı hoşgörü anlayışı, şiirinin temellerinden biridir. Şiirlerini Deyişler, Sazımdan Sesler adlı iki kitapta toplamıştır. Son olarak tüm şiirlerini , Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından Dostlar Beni Hatırlasın adıyla yayımlanmıştır



(Alıntı)kaynak

23/10/2008 | Kategori: EDEBİYAT KONULARI | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

EDEBİYAT TERİMLERİ

Abstre: Bir kitabın özeti.

Acaib-i Seb'a-i Alem: Dünyanın Yedi Harikası. Piramitler/ Mısır, Asma Bahçeler/ Babil, Artemis Tapınağı/ Efes, Zeus Heykeli/ Olimpus, Mozeleum/ Bodrum, Fener/ ıskenderiye, Helyos heykeli/ Rodos.

Akrostiş: Mısra başlarının ilk harfleri yukarıdan aşağıya bir özel adı gösteren şiir.

Alegori: Bir duyguyu, düşünceyi, kavramı ya da varlığı, başka bir varlık yardımıyla sembolize edip gösterme sanatı.

Anagram: Harfdeş.

Anakiklik: tersinden okununca gene aynı anlamı veren söz ya da cümle.

Asonans: Yarım kafiye.

Barok: Aşırı derecede süslü sanat tutumu.

Biyografi: Bir insanın hayatını anlatan eser.

Burlesk: Kaba, aşırı ve bayağı komiklik.

Cinas: Yazılışı, söylenişi bir, anlamı ayrı olan iki sözcüğü birarada bulundurma sanatı.

Darb-ı Mesel: Atasözü

Didaktik: Amacı birşey öğretmek olan eser.

Egzistansiyalizm: Varoluşçuluk.

Ekspresyonizm: Dışavurumculuk.

Empresyonizm: ızlenimcilik.

Entimizm: ıçtencilik.

Epigrafi: yazıtları inceleyen bilim.

Epilog: Son deyiş.

Epizod: Bir hikayede, şiirde asıl olaya karışan ikinci derecede önemli bir olay.

Etimoloji: Kelimelerin hangi kökten geldiğini inceleyen bilim.

Fars: Komedinin, sanat yönü yoksul, kaba bir türü.

Fütürizm: Gelecekçilik.

Galat-ı Meşhur: yaygın yanlış.

Haile: Tragedya.

Hamaset: Kahramanlık.

Itnab: Gereksiz yere sözü uzatma.

İcaz: Az sözle çok şey anlatabilmek.

İntak: Hayvanları ya da cansız cisimleri konuşturma.

İroni: Tersini söyleyerek alay etme.

İstiare: ığretileme.

Kinaye: Bir sözün hem gerçek, hem de mecazi anlamıyla kullanılması.

Klasik: Eski Yunan ve Latin sanat ve edebiyatıyla ilgili.

Lirizm: ınsan duygularının çok etkili ve coşkun olarak anlatılması.

Martaval: Hıdırellez sabahı, mani küpünden, niyet edip mani çekerek, niyet sahibine okumak.

Mazmun: Anlam, kavram.

Mecaz: Bir sözün asıl anlamından başka bir anlamda kullanılması.

Nazire: Bir şairin, çok beğendiği başka birine ait bir şiiri model alarak yazdığı şiir.

Nesir: düz yazı.

Nihilizm: Hiççilik.

Pesimizm: Kötümserlik.

Pitoresk: ınsan aklında resim gibi bir hayal uyandırabilen söz ya da yazı.

Pragmatizm: Faydacılık.

Prolog: Öndeyiş.

Pürizm: Dilde arıcılık.

Salname: Yıllık.

Semantik: kelimelerin anlamlarını araştıran bilim.

Septisizm: şüphecilik.

Te'lif: Eser yazmak.

Teşbih: Benzetme sanatı.

Tevriye: Bir sözü iki anlamda kullanma sanatı.

Verizm: Doğruculuk.

Vodvil: Bir tür komedi.


23/10/2008 | Kategori: EDEBİYAT KONULARI | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

TÜRK EDEBİYATI -100 TEMEL ESER

100 TEMEL ESER

TÜRK EDEBİYATI

1 •  M. Kemal Atatürk -Nutuk
2 •  Kutadgu Bilig'den Seçmeler  
3 •  Dede Korkut Hikâyeleri  
4 •  Yunus Emre Divanı'ndan Seçmeler  
5 •  Mevlana -Mesnevî'den Seçmeler
6 •  Nasreddin Hoca Fıkralarından seçmeler  
7 •  Divan Şiirinden Seçmeler  
8 •  Halk Şiirinden Seçmeler  
9 •  Evliya Çelebi -Seyahatnâmesi'nden Seçmeler
10 •  Kerem ile Aslı  
11 •  Samipaşazade Sezai -Sergüzeşt
12 •  Halit Ziya Uşaklıgil -Mai ve Siyah
13 •  Hüseyin Rahmi Gürpınar -Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç
14 •  Ahmet Rasim -Şehir Mektupları
15 •  Ahmet Hikmet Müftüoğlu -Çağlayanlar
16 •  Ömer Seyfettin -Hikâyelerden Seçmeler
17 •  Mehmet Âkif Ersoy -Safahat
18 •  Ahmet Haşim -Bize Göre
19 •  Yahya Kemal Beyatlı -Eğil Dağlar
20 •  Yahya Kemal Beyatlı -Kendi Gök Kubbemiz
21 •  Abdulhak Şinasi Hisar -Boğaziçi Mehtapları
22 •  Ruşen Eşref Ünaydın -Diyorlar ki
23 •  Yakup Kadri Karaosmanoğlu -Kiralık Konak
24 •  Yakup Kadri Karaosmanoğlu -Yaban
25 •  Refik Halit Karay -Memleket Hikâyeleri
26 •  Refik Halit Karay -Gurbet Hikayeleri
27 •  Halide Edib Adıvar -Sinekli Bakkal
28 •  Halide Edib Adıvar -Mor Salkımlı Ev
29 •  Reşat Nuri Güntekin -Anadolu Notları
30 •  Reşat Nuri Güntekin -Çalıkuşu
31 •  Falih Rıfkı Atay -Çankaya
32 •  Falih Rıfkı Atay -Zeytindağı
33 •  Faruk Nafız Çamlıbel -Han Duvarları
34 •  Nazım Hikmet -Memleketimden İnsan Manzaraları
35 •  Şevket Süreyya Aydemir -Suyu Arayan Adam
36 •  Memduh Şevket Esendal -Ayaşlı ile Kiracıları
37 •  Peyami Safa -Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
38 •  Peyami Safa -Fatih-Harbiye
39 •  Nihad Sami Banarlı -Türkçe'nin Sırları
40 •  Ahmet Hamdi Tanpınar -Beş Şehir
41 •  Ahmet Hamdi Tanpınar -Sahnenin Dışındakiler
42 •  Samiha Ayverdi -İbrahim Efendi Konağı
43 •  Necip Fazıl Kısakürek -Çile
44 •  Sabahattin Ali -Kuyucaklı Yusuf
45 •  Ahmet Kutsi Tecer -Şiirler
46 •  Ahmet Muhip Dıranas -Şiirler
47 •  Âşık Veysel -Dostlar Beni Hatırlasın
48 •  Orhan Veli -Bütün Şiirleri
49 •  Cahit Sıtkı Tarancı -Otuzbeş Yaş (Bütün Şirleri)
50 •  Kemal Tahir -Esir Şehrin İnsanları
51 •  Orhan Kemal -Eskicinin Oğulları
52 •  Sait Faik Abasıyanık -Kayıp Aranıyor
53 •  Sait Faik Abasıyanık -Hikâyelerinden Seçmeler
54 •  Halikarnas Balıkçısı -Aganta Burina Burinata
55 •  Kemal Bilbaşar -Cemo
56 •  Samim Kocagöz -Kalpaklılar
57 •  Tarık Buğra -Küçük Ağa
58 •  Necati Cumalı -Tütün Zamanı
59 •  Rıfat Ilgaz -Karartma Geceleri
60 •  Orhan Hançerlioğlu -7. Gün
61 •  Fakir Baykurt -Kaplumbağalar
62 •  Faik Baysal -Drina'da Son Gün
63 •  Abbas Sayar -Yılkı Atı
64 •  Haldun Taner -Hikâyelerinden Seçmeler
65 •  Oğuz Atay -Bir Bilim Adamının Romanı
66 •  Aziz Nesin -Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
67 •  Sabahattin Kudret Aksel -Gazoz Ağacı
68 •  Yusuf Atılgan -Anayurt Oteli
69 •  Cemil Meriç -Bu Ülke
70 •  Ord. Prof. Dr. Ali Fuat BAŞGİL -Gençlerle Başbaşa
71 •  Naki Tezel -Türk Masalları
72 •  Salâh Birsel -Boğaziçi Şıngır Mıngır
73 •  Bahattin Özkişi -Sokakta

DÜNYA EDEBİYATI

74 •  Beydeba -Kelile veDimne
75 •  Eflatun -Devlet
76 •  Eflatun -Sokrates'in Savunması
77 •  Sadi -Gülistan
78 •  Servantes -Don Kişot
79 •  Balzac -Vadideki Zambak
80 •  Viktor Hugo -Sefiller
81 •  Goethe -Faust
82 •  Daniel Daefo -Robenson Cruzoe
83 •  Dostoyevski -Suç ve Ceza
84 •  Gogol -Ölü Canlar
85 •  Turgenyev -Babalar ve Oğullar
86 •  Tolstoy -Savaş ve Barış
87 •  Gustav Flaubert -Madam Bovary
88 •  Charles Dickens -İki Şehrin Hikâyesi
89 •  Knut Hamsun -Açlık
90 •  Jack London -Beyaz Diş
91 •  Rabindranath Tagore -Gora
92 •  Ernest Hemingway -Çanlar Kimin İçin Çalıyor
93 •  William Faulkner -Ses ve Öfke
94 •  İvo Andriç -Drina Köprüsü
95 •  Paniat İstrati -Akdeniz
96 •  John Steinbeck -Fareler ve İnsanlar
97 •  M Selimoviç -Derviş Ve Ölüm
98 •  Cengiz Dağcı -Onlar da İnsandı
99 •  Cengiz Aytmatov -Beyaz Gemi
100 •  Cengiz Aytmatov -Gün Olur Asra Bedel

 


22/10/2008 | Kategori: EDEBİYAT KONULARI | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

DİVAN EDEBİYATI ŞAİRLERİ ŞİİRLERİ


ŞEYHİ


1371 yılında Kütahya’da doğduğu rivayet edilmektedir. Asıl adı Sinaneddin Yusuf’tur. İlköğrenimini Kütahya’da yaptı ve İrana’a gitti. Orada tasavvuf, edebiyat ve göz hekimliği üzerinde çalıştı. Kendisine Hekim Sinan da denilmiştir. Ankara’da Hacı Bayram Veli’ye bağlandı. Çelebi Sultan Mehmed’in iyileşmesine vesile olduğu için 1415 yılında Hekim Başılığa getirildi. Şairliği ve bilgisi sebebiyle devrin büyüklerinden ilgi ve iltifat gördü. 126 beyitli olan Hârname adlı mesnevisi Divan Edebiyatının ilk satirik mesnevisidir. 1431 yılında vefat etmiştir. Şairin bir Divan’ı vardır.






------------------------------------




HARNAME

Bir eşek var idi zaif ü nizâr
Yük elinde katı şîkeste vü zâr

Gâh odunda vü gâh suda idi
Dün ü gün kahr ile kısuda idi

Ol kadar çeker idi yükler ağır
Ki teninde tü komamıştı yağır

Nice tü kalmamıştı et vü deri
Yükler altında kane döndü deri

Arkasından alınca palanı
Sanki it artuğuydu kalanı

Birgün ıssı eder himâyet ana
Yani kim gösterür inâyet ana

Aldı palanını vü saldı ota
Otlayurak biraz yürüdü öte

Gördi otlakta yürür öküzler
Odlu gözler ü gerlü göğüzler

Sömürüp öyle yerler otlağı
Ki kılın çekicek damar yağı

Boynuzu ba’zısın ay gibi
Kimünün halka halka yay gibi

Ne yular derdi ne gam-ı palan
Ne yük altında haste vü nâlân

Acebe kalur ü tefekkür eder
Kendü ahvâlini tasavvur eder

Ki biraz bunlarunla hilkatde
Elde ayakta şekl ü sûretde

Bunların başlarına taç neden
Bize bu fakr ü ihtiyâç neden

Bizi ger arpa ok u yay etti
Bunların boynuzun kim ay etti
...
Bâtıl isteyü hakdan ayrıldım
Boynuz umdum kulaktan ayrıldum

Şeyhi

--------------------------------------------

GAZEL

Bahâr mevsimidir hemdem-i sabâ olalım
Gül ile dost kohusuyle âşinâ olalım

Çü devr-i lâledir ihlâs ile kadeh tutalım
Niteki nerkis olur mest-i bîriyâ olalım

Zamâne sırrını ko gonce gibi ser-beste
Çemen safâsına gül gibi dil-küşâ olalım

Cihan fütûhuna Cem câmdır demiş miftâh
Gelin mülâzim-i câm-i cihan-nümâ olalım

Amelde ücret umunca gurûr-i tâat ile
Günehte muntazır-i rahmet-i Hudâ olalım

Bahâr-i tevbeye Şeyhî cünû demiş âkil
Bugün muvâfakat et irte pârsâ olalım.

Şeyhi


-----------------------------------------------

ŞEYH GALİP


1757 yılında İstanbul'da doğdu. Babası da Mevlevî bir şairdi. Mevlevî çevrelerinde yaşadı. Konya'ya gitti. Mevlânâ Dergâhında girdiği çileyi bitirerek İstanbul'a döndü. Bir süre sonra Galata Mevlevihanesi'ne şeyh oldu. Ölümüne kadar irşad görevini sürdürdü. Önceleri Es'ad, sonraları ise Gâlib mahlasıyla şiirler yazdı. Sebk-i Hindî etkisinde "yeni tarz" şiirler yazdı. Klasik edebiyatımızın son büyük şairi sayılmaktadır. 1799 yılında öldü. Hüsn ü Aşk ve Dîvân'ı, şiirimizin anıt eserlerindendir.




GAZEL-1

Yine zevrak- ı derûnum kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı şîşedir bû reh-i seng-sâre düştü

O zaman ki bezm-i candâ bölüşüldü kâle-î kâm
Bize hisse-î mahabbet dil-i pâre pâre düştü

Gehi zîr-i serde destî geh ayâğı koltuğunda
Düşe kalka haste-î gam derd-i lûtf-ı yâre düştü

Erişip behâra bülbül yenilendi sohbet-î gül
Yine nevbet-î tahammül dil-i bî-karâre düştü

Meh-i burc-ı ârızındâ gönül oldu bu hâle mâil
Bana kendi taliimden bu siyeh sitâre düştü

Süzülüp o çeşm-i âhû dedi zevk-ı vasla Yâ Hû
Bu değildi neyleyim bû yolum intizâre düştü

Reh-i Mevlevîde Gâlib bu sıfatla kaldı hayran
Kimi terk-i nâm u nişâne kimi i’tibâre düştü
ŞEYH GALİP

---------------------------------------------------

GAZEL-2

Gül âteş gülbün âteş gülşen âteş cûybâr âteş
Semender-tıynetân-ı aşka bestir lâlezâr âteş

Heman ey sâkî bir sagar tutuşur dest-i dildâre
Gazeble bezme geldi şem’-i meclisveş yanâr âteş

Nesîm âteş çıkardı gonce-î çeşm-î ümîdimden
Bıraktı gülşen-î âmâlime berk-ı behâr âteş

Hayâl-i hasret-i hâlinle âh ettikçe uşşâkın
Şeb-i firkatte her dem ahterân eyler nisâr âteş

Banâ düzahtan ey meh dem urur gülzârlar sensiz
Dıraht âteş nihâl âteş gül âteş berk ü bâr âteş

Çerâg-ı bezm-i hecri olduğum yapmış yakıştırmış
Gönül pervânesine vuslat âteş intizâr âteş

Meğer kilk-i sebük-cevlânım olmuş germ-rev Gâlib
Zemîn âteş zaman âteş bütün nakş u nigâr âteş

ŞEYH GALİP

---------------------------------------------------


GAZEL-3

Efendimsin cihandâ itibarım varsa sendendir
Miyân-ı âşıkandâ iştihârım varsa sendendir

Benim feyz-hayâtım hâsılı ruh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir

Veren bû suret-i mevhuma revnak reng-i hüsnündür
Gülistân-ı hayâlim nev-bahârım varsa sendendir

Felekten zerre mikdâr olmadım devrinde rencide
Ger ey mihr-i münevver âh u zârım varsa sendendir

Senin pervâne-i hicrânınım sen şem’-i vuslatsın
Be her şeb hâhiş-i bus u kinârım varsa sendendir

Şehid-i aşkın oldum lâlezâr-ı dâğdır sinem
Çerâg-ı türbetim şem’-i mezârım varsa sendendir

Gören ser-geştelikte gird-bâd-ı deşt zanneyler
Fenâ-ender fenâyım her ne vârım varsa sendendir

Niçün âvâre kıldın gevher-i galtânın olmuşken
Gönül âyinesinde bir gubârım varsa sendendir

Şafak-tâb eyledin peymânemi hûn-âb ile sâkî
Sabâh-ı sohbet-i meyde humârım varsa sendendir

Sanâdır ilticâsı Galib’in yâ Hazret-i Munlâ
Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir


ŞEYH GALİP


-----------------------------------------------

ŞEREF HANIM


İstanbul’da doğdu. Kültürlü bir aileden gelmiş ve kendini aile çevresinde yetiştirmiştir.
ŞEYH GALİB:Mahmud ve Valide Sultan’a medhiyeler yazmıştır. Dindar ve Mevlevîtarikatına mensup bir kimsedir. Divan’ından Mevlânâ ve Mevlevî büyükleri için yazılmış şiirler vardır.Kullandığı nazım şekilleri, dil ve ifade özellikleri onu kadın şairlerimiz arasında önemli bir kazanmasına vesile olmuştur. Ölüm tarihi, kızkardeşinin oğlu Mehmed Nebil Bey’in yazdığı tarih şiiriyle tespit edilmiştir. Mezarının Yenikapı Mevlevîhanesi bahçesinde olduğu rivatyet edilir.



ŞEREF HANIM



Yâd eyleyip geçen demi kan ağlasın gönül
Âh eylesin ne çâre hemân ağlasın gönül

Su serpmek içün âteş-i kalb-i hazînime
Her vakt u her zamân amân ağlasın gönül

Bir öyle padişâhdan ayrıldık âh âh
Bir ben değil zemîn ü zamân ağlasın gönül

Yatdıkça zîr-i hâkde ol cism-i nâzenîn
Etsin sirişkin âb-ı revân ağlasın gönül

Oldu nihân gözden o hurşîd-i saltanat
Yansın bu dert ile dil ü cân ağlasın gönül

Etsek aceb mi haşre kadar nâle vü bükâ
Olduk veliyy-i ni’metimizden felek cüdâ

Büyük Türk Klâsikleri C.8 S. 148
ŞEREF HANIM Terkibibent


-----------------------------------------------

KIT’A - ŞEREF HANIM

Beni hıfz eyle hatâdan yâ Rab
Bir dem ayırma rızâdan yâ Rab
Gerçi bî-ma’nâdır ammâ suhanim
Sakla ta’n-ı şu’arâdan yâ Rab


-----------------------------------------------



Alıntı



14/10/2008 | Kategori: EDEBİYAT KONULARI | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

SÖZCÜKTE YAPI


---Sözcükte yapı konusundan ÖSS’de 1-3 soru gelebilir.
---Sözcükte yapı konusu dilbilgisi öğrenmenin temelini oluşturduğundan önemlidir.
---Sözcüğün yapısı ile ilgili sorular”yapıca ve biçimce “kavramlarıyla sorulur.

BİÇİM BİLGİSİ
*Türkçe sözcükler daima ( kök+yapım eki+çekim eki ) biçiminde kurulurlar.
*Bir sözcük sadece kökten,kök+yapım ekinden,kök+çekim ekinden oluşabilir. Yani yapım ekleri daima kökten sonra ve çekim eklerinden önce yer alır.

A-KÖK
Kök:Sözcüğün anlamlı en küçük parçasına kök denir.
*Kökler isim kökleri ve fiil kökleri olmak üzere ikiye ayrılır.
Bas-kın   sarı-ardım     toz-luk   kar-ılmak
 Fk           ik                   ik           fk
*Türkçe’de hem isim hem de eylem kökü olarak kullanılabilen sözcükler vardır.Bunlara “kökteş kök ya da ortak kök”  adı verilir.
Acı-,kuru,boya,güven,savaş,barış....
*Yansıma sözcükler isim köküdür.
*Bir sözcüğün kök olabilmesi için gövdesiyle anlamsal bir bağ içinde bulunması gerekir.Yani kılavuz’un kökü kıl,otuz’un kökü ot, “balık”ın
kökü bal olamaz.
*Türkçe’de kökten önce ek gelmez. Bembeyaz,masmavi,dipdiri gibi pekiştirmeler bunun tek istisnasıdır.
*Birleşik sözcüklerin birden fazla kökü vardır.
Gelebilirim,biraz,imambayıldı...

Yapım ekleri:Sözcüklerden yeni sözcükler türeten ya da sözcüklerin anlamı değiştiren eklere yapım ekleri denir.
Addan ad yapan ekler:
-lik: odun-luk,ders-lik
-li: sü-lü,iç-li,öz-lü
-siz: dil-siz,ütü-süz
-ci: kale-ci,odun-cu,
-cil: ev-cil,kır-çıl,ben-cil
-ca: Alman-ca,çocuk-ça,
-daş: ses-teş,yol-daş,vatan-daş
-cek: oyun-cak,aile-cek
-iz: ik-iz,üç-üz

Addan eylem türeten ekler:
-le:baş-la-,göz-le-,iz-le-
-lan:ev-len-,yol-lan-,kir-len-
-el:düz-el,az-al-,yön-el-
-er:sarı-ar-,mor-ar-,ak-ar-
-kir:hay-kır-,tü-kür-,fış-kır-
-se:önem-se-,umur-sa-,özüm-se-
-a-e:yaş-a-,tür-e,boş-a-

Eylemden ad türeten ekler:
-me:dol-ma,oku-ma,yaşa-ma
-mek:biç-mek,yat-mak,ağla-mak
-iş:gör-üş,sat-ış,gül-üş
-emek:bas-amak,kaç-amak
-ici:gör-ücü,bil-ici,tut-ucu
-inti:gör-üntü,gez-inti,çal-ıntı


ALINTI


14/10/2008 | Kategori: EDEBİYAT KONULARI | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/80|Sonraki Sayfa>>

Bağlantılar

<