Öğretmen Şiirleri
-------------------------------------------------------
Yaşanmış bir olaya ithafen yazılmıştır..Çocukları kurtarmak için ateşe atlayan öğretmenin,canını verdiği olayın hatırasına.....
AĞIT Kış erken başlar Ağrı'da Ve zemheri soğuklar Her tarafta pusuda. Yiicelerin yiicesi Ağrı dağı, Tepeden bakar Doğubeyazıt 'a. Figanlı akar Aras Nehri.
Soğuk, buz, ayaz, don Ve gece ayazı Ortadirek Köyü'ne iner. Kuş uçmaz, Kervan geçmez yerler. Yoksulluktandır, Yoktur çareler. Garibandır insanları Ama cesurdur.
Sert bakar Ama saftır Çocukları hele Çok şirindir. Kimisi çukur Kimisi çıkık gözlü Kıvırcık saçlılar da var. Ağrı kadar büyük düşünürler Aras gibi coşkulu akarlar. Çocuktur bunlar çocuk, Doğu' nun çocukları.
Okula hasret, Öğretmene hasret, Sevgiye hasret çocuklar Onlar çocuklardır Ekmek ister, su ister, barış ister, Onlar çocuklardır. Yani şairin sözüyle Dünyanın çiçekleridir.
Onlar çocuktur çocuk Dağda, bayırda, tarlada çalışır Oysa oyun ister, okul ister Onlar çocuktur çocuk Yani geleceğimizdir. Çoğu hastalıktan gider Onlar çocuktur çocuk, Yani umutlarımızdır. Okul sobalarında alev olurlar Ve yalınayak okula giderler..
Ortadirek köyünde, Bir okul ki dağınık, Bir okul ki virane, Ne bir sıra, ne bir tahta, Nereye baksan hakeza. Ve bir öğretmen atanır, Adı Burçin, Ve bir öğretmen atanır, Adı Aysun.
Dişleriyle, tırnaklarıyla Okulu okul ederler. Çocuklar onları, Onlar çocukları çok severler. Ve başlarlar yetiştirmeye Dünyanın çiçeklerini.
Ayazlı bir gecenin ardında, Soğuk bir sabahın ışığında, Üşüyen el ve ayakların ucunda, Sobaya atılan tinerin alevinde Bir çocuk yanar; Yani Dünyanın çiçeklerinden biri.
Ve çiçeği kurtarmak için, Atlar alevlere Öğretmen Burçin. Ardından da Aysun öğretmen gider. Ağlayarak için için. Allahım bu ne duygu? Allahım bu ne sevgi? Allahım bu ne kutsallık? Bir öğretmen ki ölüme gider.
Ve Yunus’un dediği gibi; Bir garip ölmüş diyeler Üç günden sonra duyalar, Soğuk su ile yuyalar, Şöyle garip bencileyin. Bir öğretmen yanar alev içinde, Bir öğretmen kalır ateş içinde, Ve bir çocuk ruhu yükselir duman içinde; Biri Burçin, biri Aysun, diğeri Okan, Biri 24, biri 23, diğeri 10 yaş içinde.
Bir öğretmen yanar alev içinde, Gönlüm kanar, kanar kanlar içinde, Alev alev yanar yangınlar içinde, Kalbim paramparça paçavralar içinde. Bir öğretmen kalır ateş içinde, Kucaklamış çocuğu kızıl çember içinde, Nasıl da tutuyor sevinç içinde, Etrafta öğrencileri gözyaşı içinde, Bir çocuk ruhu uçar duman içinde, Yürekler kan, kan revan içinde, Unutulmasın çocuklar tarih içinde, Nasıl da yanıyor geleceğimiz ö nâr içinde..
Bakın hele bakın, Bakın, bakın, bakın Ağrı Dağı’nın Doruklarına bakın; Nasıl da eritmiş karlarını. Oluk oluk kan akıyor, Savrulur dumanlar, Gökyüzünde bulutlar, Bakın bakın! Nasıl da gözyaşı döküyor.
Bakın hele bakın, bakın; Aras’ın sularına bakın, Hz. Nuh’un gemisi Nasıl da ayaklanmış geliyor! Ben bir çocuğum, Ben öğretmenimi yitirdim, Arkadaşımı yitirdim, Ben artık çileliyim.
Bakın hele bir bakın; Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı’ya, Nasıl da volkan volkan patlıyor Elele, omuz omuza. Görmüyor musunuz? Nasıl da karalara bürünmüş, Hani nerde o yeşil ovalar? Hani nerde o çiçekli ağaçlar? Ben öğretmenimi yitirdim, Yani ışığım söndü.
Ben kış, o bahardı, Baharım gelmeyecek artık. Ben gece, o gündüzdü, Gündüzüm dönmeyecek artık. Ben toprak, o suyumdu, Suyum kurudu artık. Bakın hele bakın, bakın, Şu pop starlara bakın, Şu pop, top şovlara bakın, Şu yırtık pırtık yırtmaçlara bakın, Nasıl da ilgi görüyor.
Ben bir öğrenciyim Doğunun şafaklarında. Bir sabahın şafağında Ben öğretmenimi yitirdim. Bakın hele bakın, bakın; Ulu Önder ATATÜRK’e bakın, Nasıl da ızdırap içinde bakıyor.
Dememiş miydi? Ümit gençlikte, Gençlik öğretmende filizlenir. Dememiş miydi? Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Evet ben öğretmenimi yitirdim Bir köyün okulunda. O köy şimdi yaslı, O okul şimdi mahzun. Ben öğretmenimi yitirdim.
Ağlamayın demiştin bize öğretmenim, Okuyun, okuyun, okuyun demiştin bize Öğretmenim, Hırsızlar çoğalmasın, Eşkıyalar barınmasın, Geleceğiniz kararmasın demiştin Öğretmenim! Söz veriyoruz sana, Namusumuz ve şerefimiz üstüne and İçiyoruz öğretmenim! Okuyacağız, sizi unutmayacağız, Nur içinde nurlar içinde yat öğretmenim! Cemal YAŞAR
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Bütün çiçekleri getirin buraya.
Öğrencilerimi getirin buraya, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiçeklere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya.
Son bir ders vereceğim onlara.
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin... Ve sonra öleceğim.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin, görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın,
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, ağrı eteğinden,
Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencilerimi istiyorum,
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan gizli ve sessiz,
O bakımsız ama kokusu eşşiz çiçek,
Kimse bilmeyecek seni, seni kimse bilmeyecek
Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Okulun duvarı çöktü, altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
LÇile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya.
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
Ceyhun Atıf KANSU
-------------------------------------------------------------------
NEDEN BÖYLE ÖĞRETMENİM?
Annem ve babam, okula başlayacağım zaman
çantaların en güzelini almışlardı bana.
Umutların en güzelini
tokalarımla beraber takmışlardı saçlarıma.
İlk gün, endişelerini, gözyaşlarıyla katıklamışlardı.
İlk aldığım harçlığı, yirmi yıl sonrasının sermayesi saymışlardı.
Ben okulla tanışacağım için ne kadar heyecanlıysam
onlar da el sallarken heyecanlarını sakladıklarını sanmışlardı.
İlk yıl okuma telaşı, ikinci yıl dört işlem
Hayat Bilgisi ve de problem…
Okulda her şeyin doğrularını öğreniyorduk
dışarıda yanlışlarını yaşarken! …
İnsanlara saygıyı ve sevgiyi öğrenirken
saygısızlığı ve sevgisizliği görüyorduk büyüklerden! …
Çevreyi temiz tutmayı öğreniyorduk
okul yolundaki çöplerin arasından geçerken! ….
Öğretmenim “Güvenin” diyordu insanlara
İnsanlarsa,” Hangi devirde yaşıyoruz, güvenilir mi aman ha! ”.
Öğretmenim,”Başkalarının yerine kendini koy” diyordu her zaman
Başkalarıysa “Önce ben” diyordu,” Sen istiyorsan öyle san! ”
Öğretmenim “Edep, diyordu, haya, ahlak
bunlar en büyük meziyetlerdir bak”
Oysa televizyondakilerle neredeyse herkes olmuştu ahmak
Öğretmenim “Çalış” diyordu,” Araştır, üret
çalışmak en büyük ibadet”
İnsanlar:
“Eğlenmeyi boş zamanlarımızda bitiremedik ki
neme lazım, çalışırken de devam et! ”.
Öğretmenim, “Yardım diyordu, iyilik, merhamet
İnsanız, biz de muhtaç olabiliriz elbet”
Başkaları, “İyilikten maraz doğar,
.Allah’tan umsunlar medet.”
Öğretmenim diyordu, “Çağdaşlaşmak için hep okumalı”
Dışarıdan “ Okumak için ya parayı nerden bulmalı? ”
Öğretmenim sahip çıkmalıyız diyordu
değerlerimize, aslımıza
Dışarıda “Biz Türkler…”le başlayan cümleler…
Gelecek günler Allah’a emanet, o da bizim şansımıza! …
Neden böyle öğretmenim?
Biz de mi yenileceğiz bir süre sonra yoksa?
Ailemin ilk gün saçlarıma taktığı umutları
Doğru ile gerçek arasındaki gidip gelmelerle eriyorsa
İnsanlığın yaşanılası değerlere karnı toksa
Yaşamın yükselen değerler fiyaskosu çoksa
Geçer akçenin yanlışı yaşamak olduğu bu gün
Doğruyu öğreten öğretmenlerle oynamak mı “inn” oldu yoksa? ! ...
Meral Demir
BİR İLKBAHAR ŞİİRİNE BAŞLANGIÇ
Hava ne kadar güzel öğretmenim,
Yollar, ağaçlar, kuşlar ne kadar güzel.
Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim,
Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın,
Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya
Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar
Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar,
Hepsi, hepsi orada öğretmenim.
Ne olur biz de gidelim,
Burada kalsın kitaplar,
Burda kalsın iğneli karafatmalar,
Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar,
Burda kalsın hepsi.
Bomboş kalsın evler,okullar
Hapishaneler, hastaneler..
Öğretmenim, sevgili öğretmenim,
Sırtımıza alırız hastaları,
Kimbilir ne özlemişlerdir kırları.
Ya mahpuslar?
Ne sevinirler kim bilir,
Sarılıp sarılıp öperler adamı...
M. Cevdet ANDAY
----------------------------------------------------
ÖĞRETMENİN DÜŞÜ
"Okumuş filler ki her birinin
Nice Bostan, Gülistan ezberidir."
Mavi bir ışık yandı gözlerimde,
Gökyüzü öyle yakın
Çocuklar doğacak çocuklarım
Ve öyle yağmut ki toprak, koklarsın
Ellerin bütün hayvanlar alemi,
Hangi ağacı çalsam açıyor
Uzaylar uslu,
Yönlerim yörük,
Sağduyularım sol duyu.



Mavi kalemlere yordum bu düşü,
Su resimleriyle öğrencilerin,
Göğerttik bozkırın sarı defterini,
Şu yoncalar yurttaşlık bilgisi.



Geçen gün okudum söğütlerin tarihini,
Bi çiğdem var onlar kadar yiğit,
Şu bey, şu eşek, şu yaban, şu işçi arı,
Biz beş sınıfta kaldırdık bütün sınıfları.



Korkuluklar ektiği kargaları biçsin,
Sevginin de kendi planları var,
Beş yılları, yıldızları, dokuz ayları,
İlerde yarım kalmış bir okulun duvarı,
Duvardı diyor, varım diyorum ben de,
Gitsin bütün okumuş filler Gülistana,
Ben Türk'üm bu bozkırda çalışmaya geldim...
Can YÜCEL
---------------------------------------
KÖY ÖĞRETMENLERİ
I
Yurdumuz uçsuz bucaksız,
Gökte yıldız kadar köylerimiz var.
Ama uzak, ama harap, ama garipsi..
Alın benim gönlümden de o kadar.



Uzak köylerimizde kuşlar gibi
Her sabah çocuklar size uçar.
Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç..
Alın benim gönlümden de o kadar.



Siz kara göklerin yıldızları,
Işıtın yurdumuzu sabaha kadar!
Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu..
Alın benim gönlümden de o kadar.
II
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malazgirt'te doğanlar!
Malazgirt'e, Çemişkezek'e, Patnos'a gitmezseniz,
Çocuklarınız öksüz kalır, yetim kalır,
Köylere ışık iletmezseniz.



Dağlara, vadilere, ovalara
Tesbihler gibi saçılmış köyler,
Rüzgara karşı bir bayrak,
Sevinçle türküsünü söyler.



Sevinçle türküsünü söyler
Bir idare lambası küçük, solgun.
En azından üçyüz pare dam
Umudu en azından üçyüz çocuğun.



Ve onlar saçları uzamış,
Çatlak ellerinde çıkınları,
Üç saat, dört saat ötelerden
Yorgundur, sessizdir akınları.



Ve onlar, yıldızlar gibi
Gözleri ışıl ışıl yananlar.
Oyuncak için değil, kağıt, kalem
Kitap için gizlice ağlayanlar.



Ve onlar aşıktan bilya,
Sopadan at yapanlar.
Kurt yavruları gibi, kuzular gibi
Dağ başlarını çınlatanlar.
........
Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malzgirt'te doğanlar,
Bütün bunları düşünmelisiniz.
Yüce ırmaklar gibi sessiz, sürekli
Kağnılarla, arabalarla, kamyonlarla
Akıp köylere gitmelisiniz!



Yurdumuza ışık iletmelisiniz...
Cahit KÜLEBİ
--------------------------------------------------------------
24 KASIM
Bu gün 24 Kasım
yine başlar tacısın.
Tüm gönüllere sultan
dertlerin ilacısın.
Elleri öpülesi çok mübarek insansın.
Çok kutsaldır mesleğin
korunacak ilk cansın.
Her büyük işte imzan
her iyide sen varsın.
Bu gün 24 Kasım
her gönüle sığarsın.
Aslında herkes bilir
ışıttıkça erirsin.
Ömrün bitene kadar doğruyu gösterirsin.
Senin yol gösterdiğin
bir yere getirdiğin
Ancak bu gün hatırlar
onca emek verdiğin.
Diktiğin fidanların meyvesini yemezsin.
Kimseye boyun bükmez
asla “aman” demezsin.
Bu gün bunca övenler
yarın bakmaz yüzüne.
Hep dışına bakarlar
hiç bakmazlar özüne.
Her 24 Kasımda övülmektir kaderin.
Eserinin kalbinde bir gün dür ancak yerin.
Elinin dokunduğu işler hep güzel olur.
Bu millet bu zilletten ancak senle kurtulur.
Bu gün 24 Kasım çıkarırlar göklere.
Oradan paraşütsüz bırakırlar yerlere.
Bu gün 24 Kasım
bütün başlara taçsın.
Yarın yine yalnızsın
ailene muhtaçsın.
Her 24 Kasımda seni yücelten kafa
25 Kasım günü kaldırır tozlu rafa.
Bu gün ne kadar güzel
ne büyük bir insansın.
Senede bir gün anan
insanlıktan utansın.
Bu gün 24 Kasım
anladık artık yeter.
Seni bu hale koyan
olsun senden bin beter.
Enver Üste 
---------------------------------------------------
ÖĞRETMENİM
Ben bir gülüm, sen bahçıvan;
Çok açarsam eser senin.
Mis kokarsam hüner senin.
Ama bir de soluversem
Günah senin, günah senin öğretmenim...
Ben tohumum, çiftçi sensin;
Çok sularsan ürün senin,
Bol olursam verim senin.
Ama bir de çürütürsen,
Hata senin, hata senin öğretmenim.
Ben elmasım, sarraf sensin,
Pırlantaysam emek sensin.
Parlıyorsam yaldız sensin.
Ama bir de parçalarsan,
Kırık senin, kırık senin öğretmenim.
Ben boş defter, kalem sensin;
Doğru yazsan yarın senin,
Güzel yazsan ikbal senin.
Ama bir de karalarsan,
Vicdan senin, vicdan senin öğretmenim.
Ben öğrenci, sen öğretmen;
Başarırsam hüner senin,
Kazanırsam zafer senin.
Yok diyecek başka sözüm,
Yorum senin, yorum senin öğretmenim.
Hatice KÜLTÜR
23/11/2008 | Kategori:
Öğretmen Şiirleri
|
Yorum (
1
)
Yorum yaz!
Baglanti
<<Önceki Sayfa
|1/80|Sonraki Sayfa>>