17 10 2008

ALAIN BOSQUET

ALAIN BOSQUET hayatı ve şiirleri



1919 yılında Ukraynada doğdu.Babası Belçika kökenli olup iş nedeniyle Ukraynaya yerleşmiştir, annesi Odessalıdır. İlk adı Anatole Bist tir. Ailesiyle birlikte Bulgaristan, Belçika, Fransada yaşamış ve 1940 yılında Amerikaya göçmüşlerdir. Bir Fransız Yazarı ve Şairi olarak bilinsede henüz 1980 yılında Fransız vatandaşı olmuştur. 1951 den ölüm yılı olan 1998 e kadar Pariste yaşayan Alain Bosquet son zamanların en büyük yazın eleştirmenlerinden biri olarak bilinmektedir.Yaşar Kemal in yakın dostlarından biridir.






OZANIN AŞKI

Bir ozan seviyor sizi
dişi bir meşe olmak
hakkı tanıyor size
yüz tapınaklı bir ırmak
gezgin bir kuyrukluyıldız
bir ozan seviyor sizi
alıştırmak için sizi
kenar mahallelerine
siz olacak evrenin
bir ozan seviyor sizi
ve sorumlu tutuyor sizi
çok uzun bir sonsuzluktan
uysal tanlardan
uçan balıklı göllerden
bir ozan seviyor sizi
ve her şey izinli size
mutlu böcek
kutsalın kutsalı günah
bir ozan öldürüyor sizi
daha çok sevmek için
sizinle besleyeceği sözcükleri





TAN OLMAK

Tan olmak
kutsamak için tanı;
kuş olmak
hayran olmak için kuşa;
çimen olmak
yaraşmak için çimen yaşamına:
yitmekti sevmek
sevilende.
Yele oldum
(günaydın, kısrak!)
Taşyaprağı oldum,
(iyi akşamlar, gelincik!)
ve şu yassı çakıl
öteki çakılların arasında
dalgaların çarptığı.
Değişim,
artık değişmek istemiyorum:
seviyorum.
Aşk,
artık sevmek istemiyorum:
değişiyorum.





BEAUJON HASTANESİ

I
Göğsümde
bir tren devrildi.
Ben bir kazanım.
Bir lastik teker.
Şarkıların biraz
oksijen istedikleri
bu yaşlı yüreği sakinleştirmeye
yeter mi bir iğne?
Göğsümde bir demir yığını
bağımsız olmak istiyor.
II
Yüzüm yok benim:
bir grafik, yanan bir düğme,
ekranda bir zigzag.
Kan benim kanım değil,
bir şişeden geliyor,
bir tur atıyor ve kentin altında
üvezağaçlarının ortasında
bir kanaldan çekip gidiyor.
Anonimliği öğreniyorum.
Bir sayıyım ben.
Süngerim.
III
Evren bir yatak,
ovası var, plajı, tatlı tatlı
inleyen ırmağı var.
Buradakileri ziyaret ediyorum:
havlu, küvet,
kendisiyle tartıştığım şırınga
çünkü yaşam karmaşa, çünkü yaşam pıhtı.
Bazen bir örtü altında tir tir
bakım isteyen bir şiir
buluyorum.

Yatak, evrenim oluyor.
IV
Küçülmeyi öğrenmek gerek.
Dört duvar sarı
uzakta bir hastalık ateşi gibi
geniş alanım varken.
Pencere hiçliğe bakıyor,
gece korkuya.
Çıkarıp atıyorum ceketimi, ayakkabılarımı
ve on iki sözcüğe indiriyorum şu eski sözlüğü.
Giysi dolabı herhangi bir çocukluktan söz ediyor bana.
Tavandan biraz yaklaşmasını istiyorum.
Tek kola ihtiyacım var
ve yarım bir dize.
Bir saat sürüyor bir yüzyıl.
Siliyorum bir perşembeyi, pazarı, salıyı.
Tasarruf ediyorum yaşlılıktan.

V
Söyler misiniz, kimin kanıdır
damarlarımda dolaşan?
Cesaretiniz yok mu yanıtlamaya?
Laboratuar analizlerinden
yeterli bir sonuç çıkmıyor.
Ne şu adama ait bu kan
ne safkan ceylanlara,
ne de şafaktan önce
benim için toplanan yıldızlara.
Bir hemşire sır veriyor:
ÒDenizin kanı bu:
onca köpük, bir camgöz,
bir ada ve bir yığın esriklik!





BİLGİSAYAR

Jean Ghata'ya

Tıraş bıçakları ikiye bölüyorlar sözcüklerimizi.
Kimin ağzından çıkıyoruz? Evren, şafağın
sislerinde yitmiş bir Boeing.
Hiçbir şeyi sevmiyoruz bilgisayar çağında.
Yıldızların gebeliğini öngörmek yeterli.
Kapak mankeni kızlar geveze şairlere
randevu vermiyorlar artık. Anlamak isteyenler
dom dom kurşunu yiyecekler karınlarına.
Ruh, çok pahalı bir köpek: sandviç atılsın kendisine!
Özlem mühürlenmiş. Kuşkunun onuruna
sıkıntımızdan daha uzun metrajlı bir film çevireceğiz.
Kim boşaltacak karşılıksız gözlerimizi
bir banka gibi? Kutsal dağ hapını içiyor
ve hiç gebe kalmayacak.


Alıntı

0
0
0
Yorum Yaz