![]() | ![]() | |
![]() | ![]() | ![]() |
YUSUF İLE ZÜLEYHA![]() | ||
Aslı Zelicka'dır, Potifar'ın eşi ve Yusuf'un aşkı, su perisi olduğu da söylenir ama dünyanın en büyük aşkıdır belki de Züleyha'nın aşkı. | ||
![]() ![]() ![]() | ||
MEKTUP | ||
| ZÜLEYHA'NIN YUSUF'A MEKTUP YAZMASI ... "Yusuf" yazdı Züleyha,sayfanın ortasına.Hala hitaptaydı kalemi,bir satır ileri geçemedi. Bir satır ileri geçsem hitaptan,dedi,yanacağım.Ses verdi içinden bir ses:"Yan o zaman,yan o zaman!" Züleyha devam etti: "Ah benim Yusuf'um,ah benim,ah/senim,dedi,başka bir şey diyemedi." Züleyha Yusuf'a bir mektup yazmaya başlayınca "Yusuf "diye başladı,"Yusuf " diye bitirdi.Gördü ki hitaptan öteye geçemedi.Anladı ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam yok.Ve Züleyha'nın lügatinde "Yusuf"tan öte sözcük yok. "Yusuf,dedi,kelamım artık sende hükümsüz.Ama kelamımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme.Bil ki kelamdan da ötede sadece ah var,ah ki dünya onun üzerinde durur,gökkubbe onun hararetiyle döner.." .........Rabbim,dedi Yusuf,sen bana,kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu anda,Züleyha'yı istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Katından bir esirgeme ver. Değil mi ki, isteğe yaklaşınca,istememeyi istemek artık imkansızlaşır. Bu yüzden değil mi Rabbim,senden gelen yasaklar "yapma"ile değil"yaklaşma"emri ile başlar. Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan akışla Züleyha'nın ırmağına,yaklaştıktan sonra "yapmam"diyemem. Üstelik yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem. Daha kolay olan "yapma" değil "yaklaşma". Öyleyse aslolan :"yaklaşma"Öyleyse Rabbim insan yaratılmışlığımın sorumluluğuyla en fazla baş başa kaldığım şu anda,şu odada,sen bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Beni insan yaratılmışlığın en doğal akışını kendine ait olmayandan sakındıracak güçle insan et. Rabbim,diye devam etti Yusuf duasına.İ stemeyi istemek kadar istememeyi istemek de zor. Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse varlığıma,nefsimin altından kalkamam.Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir teknenin içinde yukarı doğru koşarak Bahr-i Umman'ı aşamam.Benim tedbirim senin takdirinden küçüktür. Böyle dua edince Yusuf,ona Rabbinden bir işaret geldi.Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde,her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde. Masun ve masum olan Yusuf bu duayı etmiş olma yürekliliği ile peygamberdi.Ve o iffet demekti. Yusuf'un elleri bir salkım üzüm Bir ak zambak ,şakağında Yusuf'un eli Kimi parmakları elif,tırnakları karanfil Kimi parmakları kalem,tırnakları gül Elleri Yusuf'un Elmacık kemiklerinde gezinirken bir dağ lalesi,incecik bıyıklarının üzerinden geçerken bir demet kiraz çiçeği,gül yağıyla ovalarken sakalını bir sümbül çelengi.siyah,simsiyah saçlarınıngecesine düşerken Yusuf'un elleri,bir nar çiçeği. Bir nar çiçeğini ezebilir mi benim Yusuf'um Yusuf'un elleri yoksa ben de yokum Yusuf'un elleri,alnında bir esmer kelebek,Yusuf'un eli şahdamarında,Züleyha'ya yakın ölüm Dudaklarının üzerinde duraklıyorsa bir an,Züleyha'nın kalbi demektir Yusuf'un elleri Çenesine dayalıysa Yusuf'un elleri, Züleyha'nın kalbinde demektir Yusuf'un eli Kaç zamanı araladı Yusuf'un elleri Kaç zamandır yed-i beyza Yusuf'un eli Yanağında gezinirken,bir demet nergis,bir sap suçiçeği Yusuf'un elleri Bir yasemen dalı,dizinin üzerinde unutulmuşsaYusuf'un sağ eli Bir Yusuf çiçeği Yusuf'un sol eli .... ZÜLEYHA'NIN YUSUF'U HATIRLAMASI Zaman geldi zaman geçti. Züleyha efendi,Yusuf köleydi.Ama Züleyha bir kadın,Yusuf bir erkek şimdi. Kim kaderin Züleyha'yı köle etmek için önce Yusuf'u pazarlara düşürdüğünü tahmin edebilirdi ki?Yusuf'un gelişi ahir ise evvelin yittiğinden kim söz edebilirdi?Değil mi ki evvel olan bazen ahir gelirdi. Geceydi.Aşk,gökyüzünün tabakalarını inip de birer birer,Züleyha'nın kalbinin zarına değdi,o en içteki fuada işledi. Yusuf'un kokusu dokundu önce Züleyha'nın ruhuna.Sonra sesi. Oysa Züleyha rüyasında ne kokuyu,ne de sesi bilmişti. Sesi ve kokusu ruhuna çarptığında,Züleyha,Yusuf'u hatırladı. Züleyha Yusuf'u hatırladı ama bu ilk hatırlayışta tenden cana,candan tene dönecek olan döngü içinde önce teniyle hatırladı. Bir kadınla bir erkeğin birbirine irtibatlanmasında,yalnız başına kaldığında eksik kalan o basamakta hatırladı.Güzelliği farketmeden güzelliğin cezbesinde kaldı. Züleyha uyandı. Ama Züleyha,rüyasında bir velinin şüphesiyle değil,teninin ürperişiyle uyandı. Bir yangının hararetine düşen tapınaklar geldi tapınaklar geçti içinden Züleyha'nın . Kendisi bilmiyordu,hiç kimseler henüz bilmiyordu.Ama yürünecek yolu vardı. Ku-yı dilaraya hu demeye, Kalbin hassas terazisine düşmeye, Çok çile, Çok gözyaşı, Çok zaman vardı. Geceydi. Nil kıyısında gece hiç bu kadar yağmurlu,yağmur hiç bu kadar karanlık olmamıştı. Yusuf'un elleri,Yusuf'un gözleri,Yusuf'un alnı. Yusuf şimdilik Züleyha için sadece bu kadardı. Alıntı-özelsite.net |
çok etkileyici